bence…

hayata dair herşey…

Silikonlu kemik torbası zulmü

Yazar bence Mayıs 31, 2007

Bugünkü güzellik anlayışı için “kadınlara verilmiş modern çağ cezası” demiş idim..

Hangi suçun cezası olarak peki? Özgürleşmesinin cezası olarak..

Madem bin yılların değer yargılarına karşı çıktın, madem dedin ben yarım değil tam akıllıyım, madem dedin ben erkeklerle eşitim, e işin kötüsü de öyle olduğunu da kanıtladın, e o zaman nasıl vuracağız seni? Nasıl yok edeceğiz kendine güvenini? Nasıl bitireceğiz seni?

Sana ha bire “yeterince güzel değilsin” baskısı uygulayarak..

Nedir bugünkü güzellik anlayışı?

Aklı başında sağlıklı bir kadının sahip olması imkansız bir takım ölçüler..

Daracık kalçalar, iri ve dimdik memeler, geniş omuzlar, incecik bacaklar, incecik kollar, çökük yanaklar.. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: demedi demeyin, gazetelerden, sağlık | Leave a Comment »

Akıllı evlerde akla ziyan kimyasallar

Yazar bence Mayıs 6, 2007

Belki bugün görünüşte daha rahat, daha şık, daha güvenli, daha modern evlerde oturuyoruz, ama kesinlikle daha sağlıklı evlerde değil. Üstelik bir de bazılarının ‘Amcası, bizim ev bir akıllı, bir akıllı ki…’ diye övündüğü türden evlerde oturuyorsanız iyice yandınız demektir.

Hesap ortada, eviniz ne kadar akıllı ise o kadar çok kimyasal maddeye maruz kalıyorsunuz demektir. Yiyip içtiklerimizden giyinip kuşandıklarımıza… halılarımızdan perdelerimize… koltuklarımızdan duvar kağıtlarına… temizlik ürünlerinden kozmetiklere… bilgisayarlardan cep telefonlarına… binlerce kimyasal madde ile birlikte yaşıyoruz. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: demedi demeyin | Leave a Comment »

O MÜSLÜMAN DEĞİL Mİ ?

Yazar bence Mart 18, 2007

Bir Profesör kardeşimiz anlatiyor:
””Amerika’da master yaptığım yıllarda,çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklindeydi.Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu. Yemekhanenin kapısında”Take what you need. Eat what you take” (Yiyeceğin kadar al, aldığını da ye) diye yazmakta idi.

Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşı, tabağında kalan son pirinç tanesini almaya çalışırken görünce dayanamadim ; denemek için dedim ki :

“Bir pirinç tanesi için neden bu kadar uğraşıyorsun?Bırak tabakta kalsin. “Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü:

“Her Çinli bir pirinç tanesi israf etse,Çin nüfusu ile çarp bakalım,kaç ton pirinç yapar? Biz kalabalık bir ülkeyiz,israf etme lüksümüz yoktur.” dedi.

Yine denemek için dedim ki : Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: demedi demeyin | Leave a Comment »

http://www.kardesinisec.com/

Yazar bence Mart 13, 2007

BEN KİMİM, NEDEN BU SİTE ?

http://www.kardesinisec.com/

1 Ekim 1944 İzmir doğumluyum. Arkeolog olup, yıllardır fotoğraf ile uğraşıyorum. Eski bir gazeteciyim. Milliyet Gazetesi’ nde Abdi İpekçi ekolünde yetiştim. Son 25 yıldır reklam ve moda fotoğrafçısı olarak hayatımı sürdürüyorum. Stüdyom İstanbul’ da Osmanbey’ de. Usta bir fotoğrafçıyım dersem abartmış sayılmam. 15 yıldır kafamda bir coşku yaşatıyordum. Kardeşten kardeşe giden, bir dost eli olmalıdır diye düşünüyordum hep. Böylece çocukların ve gençlerin ülkelerine yabancılaşmamasını da sağlayacaktım. Sonunda bu coşku, rastlantıyla gün ışığına çıktı. Fotoğraf ağırlıklı şehir kitapları yapmaya karar vermiştim. İlk şehir olarak da kendime Diyarbakırı seçtim. Neden seçtim onu da bilmiyorum. Demek ki görev saati gelmiş… Orada kaldığım ilk altı günde, güzel vatanımın çarpıcı öbür yüzünü gördüm. Açlık ve yokluk sınırının altındaki çıplak bebeleri gördüm. Saat 11 de derste midelerini tutup açlıktan kıvranan öğrenciler gördüm. Sokaklarda artıkları yiyen çocukları gördüm…Ve 15 yıldır uygulamaya geçemiyen projem gün ışığına çıktı. Bu projede kardeşler, kardeşlerini tanıyor ve yardım birebir gönderiliyor. Para dışında her türlü yardım yapılabilir. Para hiçbir zaman amacına ulaşmıyor. Bebeden bebeye, çocuktan çocuğa ,abladan abiden, kardeşine giden bu kutsal yolda, biz sadece aracıyız. . Çocuklarım kardeşlerini bulmaya başladı.Evet onlar benim, bizim çocuklarımız. Koliler yağıyor. Açlık ve yokluk sınırının altındaki okullu çocuklar hedef kitlemiz. Hedefimiz şimdilik 100.000 çocuk…Neden daha fazlası olmasın ?

Cengiz Tünay
İskete Sok 8B D2 Şişli/ İstanbul 0212.248 47 98….. 0532 27716 13
http://www.cengiztunay.com cengiztunay@cengiztunay.com

cengiztunay@hotmail.com

Ali Tünay alitunay2@yahoo.com.tr

Yazı kategorisi: demedi demeyin | Leave a Comment »

Okuyucu Velinimetimizdir

Yazar bence Mart 2, 2007

iz396.gif
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu

Her şeyin birbirini tamamladığı bir dairenin içindeyiz.

Birbirini tamamlarken, hapseden aynı zamanda.

Beklerken bekleniriz.

Özlerken özleniriz. Ağlarken ağlatırız.

Bir uçtan bir uca sürer yolculuğumuz. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: kitap dünyası | Leave a Comment »

Baş olmayı bırak, adam olmaya bak!

Yazar bence Mart 2, 2007

Bir zamanlar ‘muvaffakiyet’ diye bir sözcük kullanılırdı Türkçemizde. Nedense, şimdilerde pek iltifat görmüyor; zira eskimiş sayılıyor. Onun yerine ‘başarı’ veya “başarılı olmak” ifadeleri daha revaçta. Her fırsatta karşımıza çıkan ‘başarı’ sözcüğünün kısa bir zaman diliminde ‘muvaffakiyet’in veya “muvaffak olmak” tabirinin yerini alması aslâ bir tesadüf değil.

Zihinde değişmeler olunca, çaresiz dilde de değişmeler oluyor. Dünyaya, olaylara bakışımız, ister istemez kullandığımız ‘simge’leri de dönüştürüyor; öyle ki, ya eldekilerin içini boşaltıp onları yeni anlamlarla dolduruyor, ya da çok daha kullanışlı, elverişli yepyeni ‘simge’ler üretiyor.

Niçin ‘muvaffakiyet’ sözcüğünü ihmâl edip, yerine ‘başarı’ sözcüğünü ikame ettik dersiniz?

Sırf eskimiş olduğu için veya telâffuzu güç olduğundan mı?

Hayır! Bilâkis bu sözcük, kökü/kökeni itibariyle zihnimizle/zihniyetimizle uyuşmadığı için onu bir köşeye fırlattık. Eskiyen, gerçekte sözcüğün kendisi değil, ait olduğu dünya idi; ‘muvaffakiyet’in o dünyada işgal ettiği mevkî idi. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden | Leave a Comment »

Vatansever bir öğretmenin feryadı

Yazar bence Mart 2, 2007

Ülkeler enerji için birbiriyle savaşırken biz yıllarca rüzgarı ve suyu boşa verdik. Bunların değerini yeni yeni anlamaya başladık. Bir Müslüman için farz-ı kifayeden emekli olmak mümkün değil iken biz modaya uyup emekli olduk, kahve köşelerinde pinekledik, evde eşlere yük olduk. Farzı- kifaye, birileri tarafından karşılanması gereken kamu ihtiyaçlarıdır. İçinde yaşadığımız dünyanın ve daha önce de ülkenin mahallenin, yerleşim yerinin, ülkenin ihtiyaçları varsa, bunların bir kısmı karşılanmamış duruyorsa, herhangi bir kimse de bu ihtiyaçlara el atma ve karınca kararınca karşılama imkanına sahipse -bunu yapmadığı takdirde- Allah kendisine soracak, savunması yoksa kusurunun karşılığını görecektir. Bu şuur hakim olsa hiçbir Müslüman, kendisi ve ailesi için gerekenleri yaptıktan sonra geriye kalan vaktini ve imkanını boşa geçiremez.

Neler yapabilir?

Bu sorunun cevabı bir kitap tutacak kadar uzundur, üstelik kolaydır. Burada bir okuyucunun bana yazdığı uzun mektubundan parçalar alarak güzel bir örnek sunmakla yetineceğim. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden | 3 Comments »

28 Şubat’a armağan: Youtube gençliği

Yazar bence Mart 2, 2007

I-

Onlar, canımızdan özge can bildiklerimiz, yani çocuklarımız. Ninnilerle büyütmediysek de, ninni yerine tekrar tekrar servis edilen “Hababam sınıfı”yla büyüttüklerimiz.

Öğrencilik yıllarından hatıra devşirmeyi, “hayta” karakterler üzerinden bellettiklerimiz.

Tek bir karakterin “kimlik”inde evire çevire, döne döne İnek Şaban olmaya zorladıklarımız.

Önce kızar gibi yapıp:

“Türkçe’yi bozuyor Türk insanına kötü örnek oluyor”

Sonra: Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden | Leave a Comment »

Hocalı Katliamı

Yazar bence Şubat 26, 2007

Yazı kategorisi: aklıma gelenler, demedi demeyin | 2 Comments »

Starbucks

Yazar bence Şubat 17, 2007

starbucks.jpg

Starbucks Coffee Stores’un bugün CEO’su olan Howard Schultz’un kaleminden yayınlanan bir belgeden esinlenerek kaleme aldığımız aşağıdaki mesajımız, kendisini Müslüman olarak nitelendiren ve bilerek veya bilmeyerek bu kahve mağazalarının müdavimi olmuş bütün kardeşlerimizi kapsamaktadır.

Starbucks’ın Değerli Müslüman Müşterileri (!)

Dünya çapında 90.000’in üzerinde çalışanı, 9.700 tane mağaza ve haftalık 33 milyon müşteri hacmiyle Starbucks firmasına yıllık 6.4 milyar dolar kar ettirdiğiniz için ne kadar sevinseniz azdır. İçtiğiniz her bir fincan (latte ve macchiato) ABD ve İsrail arasındaki bozulmaz dostluğa ve yakın ittifakına katkıda bulunmaktadır. Bu dostluğun bir nişanesi olarak firma yetkilisine verilen, “50 yıllık İsrail Siyonist Dostu Ödülü” bu yönden siz Müslümanlar için çok derin manalar ifade etmelidir. Bu ödül, İsrail’in uzun yıllar, halkla ilişkiler ve ticari firmalarla olan bağlarını güçlendirmek ve onları teşvik etmek için kullandığı bir ödüldür.

Gelelim Starbucks yöneticilerine bu ödülü kazandıran nedenlere… Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: demedi demeyin | 2 Comments »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.