
Hayykitap‘tan “ACİL” bir kitap
Hayykitap’tan sağlıklı insanlar üzerine oynanan oyunlarla ilgili
çarpıcı (ve sinir bozucu) bir araştırma kitabı: Yazının devamını oku »
Yazan: bence Ekim 6, 2006

Hayykitap‘tan “ACİL” bir kitap
Hayykitap’tan sağlıklı insanlar üzerine oynanan oyunlarla ilgili
çarpıcı (ve sinir bozucu) bir araştırma kitabı: Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: kitap dünyası | Yorum Yok »
Yazan: bence Ekim 6, 2006
Geçen hafta Rahşan Ecevit’in “Nişan yüzüğümü vereğim de vatan topraklarını satmayın” cümlesi yer aldı gazetelerde.
Fakat bu cümlenin haber yapılış biçimi “kadın senin yüzüğün kaç para eder cinsinden yorumları getirdi peşinen. Esasında sembolik değeri çok kıymetli bir şeyini vererek kampanya için ön ayak olmak istemişti Rahşan Ecevit. Fakat günümüzde milli duyarlılıklar karikatürize edilerek yabancıların mal alımı “milli bir menfaat” gibi sunuluyor. Üstüne bir de Rahşan Ecevit’in öteden beri sorunlu olan “tutarlılığı” devreye girince, milli menfaatler adına dile getirdiği her durum, o konuya dikkat çekilmesinden ziyade küçümsenip alay edilmesine vesile oluyor.
Daha önce de misyoner faaliyetlerine dikkat çekmiş ne var ki söylenene değil söyleyene bak (ki bu noktada Rahşan Hanım’ın pek itibarlı olmadığını gözlemlemek mümkün) hükmü yürürlüğe girerek, “ne zamandan beri pek dindar oldun?” sorularına muhatap olmuştu. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »
Yazan: bence Ekim 6, 2006
Bir gün insan virgülü kaybetti; o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince, düşünceleri de basitleşti.
Bir başka gün ise, ünlem işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne birşeye kızıyor, ne de birşeye seviniyordu. Üstelik, hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.
Bir süre sonra, soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiçbir şey, ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu… Ne kâinat, ne dünya, ne de kendisi umurundaydı.
Birkaç sene sonra iki nokta üstüste işaretini kaybetti ve davranış sebeplerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.
Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işaretleri kalmıştı. Kendine has tek düşüncesi yoktu, yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.
Son noktaya geldiğinde, düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi.
(A. Kanevski)
Yazı kategorisi: hikayeler | Yorum Yok »