Yazan: bence Kasım 26, 2006
Bir sabah ofisime giderken, arabamı koyduğum garajda yaşadığım küçük bir olaydan harika bir ders aldım.
Garaj kapısını açınca, kanatlarını açmış, çırpınıp duran bir kelebekle karşılaştım. Dışarı çıkmaya çalışıyor, habire kapalı camlara çarpıp duruyordu.
Kelebeğin dışarı çıkmasına yardım etme düşüncesiyle, garaj kapısını iyice açtım. Ama bu, işe yaramadı. Tam aksine, garaj kapısının açılırken çıkardığı sesten ürken kelebek, daha yüksekten uçmaya başladı ve bir örümcek ağına dolandı. Bu kez, uzun saplı bir süpürgenin yardımıyla, onu ağdan kurtardım ve süpürgeyle dürterek dışarı çıkarmaya çalıştım. Gene olmadı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: hikayeler | 4 Yorum »
Yazan: bence Kasım 26, 2006
DÜNYANIN İÇİNDESİN.
Yarı çemberin içindesin. İçinde dünyaya küskünlük var . Yarı çemberin dışındasın. Asılı mı kaldın hayatta? Ya da sıkışık mı kaldın?
Sevinçli vahşi yüreğin ile günahkar yanmış yüreğinin derinliklerinden gelen bunaltı mı geriyor seni? Yoksa yoruldun mu? Bu gün yaşadıkların yordu. Anladım. Sadece bugün yaşadıkların değil. Sıkıntılı günlerden biriydi. Peki. Yok yok tam anlamadım. Bir daha söyler misin? Ruhunu sürgüne mi yolladın? Benliğini yüceltmenin sürgünündesin öyle mi? Azap verici bir gerilimin içindesin.
Konuşmak istemiyorsun. Gerginsin. Bunalımdasın. Ağlıyorsun. Yalnızsın. Kederlisin. Mutsuzsun. Kimse seni anlamıyor. Sen kimseyi anlamıyorsun. Kıyıda köşede kalmış gibisin. Durgunsun. Öfkelisin. Ne yapacağını bilmiyorsun. Ne yapmayacağını biliyorsun. Güçsüzsün. İçinde kötü şeyler olacak korkusu var. Kaygılısın. Heyacan basıyor. Tedirginlik bedenini uyuşturuyor.
Yabani sarılgan bir sarmaşığın hayat ipine sarılması gibi hem kendi benliğinin hem de kötücül benliklerin bencil arzuları ruhuna ve bedenine sarılmış hissediyorsun. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: dergilerim | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 26, 2006
Sekülarizmin ölüm krizi, beni öldürecek. Allah’ın gör dediği yerden bakınca çok komik görünüyorlar; komik ve trajik.
Ölüm karşısındaki acziyetlerini bastırmak için, yapmayacakları numara yok. Tıpkı mezarlıktan geçerken ıslık çalan zavallıya benziyorlar. Ya da, kötü ruhları kovmak için tamtam çalan animiste. Bu akıl, amansız bir fırtınaya tutulan gemide, son çare olarak Allah’a yakaran bir müşrikin fıtri refleksinden bile mahrum.
Şu kesin: Seküler akıl, ölüme hep peştamalsız yakalanıyor. Bu aklın ne mal olduğunu görmek isteyen, ölüm karşısındaki endazesiz, hırçın, yapmacık, ikiyüzlü ve nobran tavrına baksın. Ölüm, seküler aklın aklını başından almaya, maskesini yüzünden sıyırmaya yetiyor. En rasyonel, en nazik, en centilmen geçineni bile, ölüm karşısında dengesini yitirip başlıyor yalpalamaya.
Ama bu neyi değiştirir ki? Ölüm Allah’ın koyduğu kevni bir yasa. Allah’ın şer’î yasalarına karşı savaşanların zoruna giden de bu galiba. Keşke aynı kolaylıkla kevni yasalarına karşı da savaşabilselerdi, bu onlara ne kadar haz verirdi. Ama olmadı, olmuyor, olmayacak. Buna fena halde bozuluyor olmalılar; bunca garipliği de bozulduklarını belli etmemek için yapıyorlar. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 26, 2006
Başlık çok kötü!!! Ama başlıktan da kötü olan, bu düşüncenin bir araştırma sonucu “veri” olarak ortaya çıkmış/çıkarılmış olması. Uluslararası Stratejik Araştırma Eğitim ve Danışma Merkezi Platformunun (USADEM) Türkiye’nin 15 ilinde 1900 denek üzerinde yaptığı “AB Sürecinde Türkiye’nin Sosyo-Politik Profili” konulu araştırmada, en güvenilir meslekler olarak %82 oyla öğretmenlik birinci sırada yer aldı. En güvenilmeyen meslekler konusunda %0.7 oyla mütahitler ve milletvekilleri yer alırken %31 oy ile hayat kadınlarının yedinci sırada yer aldığı “ortaya” çıktı/çıkarıldı. Hayat kadınlarının hemen ardından gazeteciler geliyor. Yani hayat kadınları mütehitlerden ve siyatçilerden daha güvenilir bulunuyor.
Alan araştırmalarının ve anketlerin ortaya koyduğu verilere kuşku ile yaklaşılması gerektiğine inananlardanım. Çünkü bu araştırmalarda asıl önemli olan soruların neyi bulmak üzere sorulduğudur. Dolayısıyla araştırmaya rengini veren cevaplar değil sorulardır.
Anketi hazırlayanların sorularından haberdar olmadığımız için, soruların yönlendiriciliği üzerine kalem oynatma imkanımız yok. Ankete katılmış kişilere belli meslekler sıralanarak seçim yapma hakkı tanındığını varsayarsak, onca mesleğin hepsinin sıralanma ihtimali söz konusu olmadığına göre, demek anketi düzenleyenler için “hayat kadınlığının” bir meslek olarak önceliğinin olduğu ortaya çıkıyor. Yani meslekler doktor ,öğretmen,diye sıralanırken mesleklerden bir meslek olarak hayat kadınlığı ilk on içinde kendine yer buldu/bulduruldu. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: gazetelerden | 1 Yorum »