Yazan: bence Kasım 16, 2006
Hep aynı hikaye. Sonbahar başladıktan sonra gazeteler ‘gripten dünyada su kadar kişi ölecek şeklinde’ grip ile ilgili haberler ile dolmaya başladı. Tabii aynı gazetelerde grip aşılarının boy boy reklamları da var. Eczanelerin camekanları “Yeni grip aşısı geldi” ilanları ile doldu. İsteyen kişi hekime danışmadan eczaneye giderek aşı olabiliyor. Dostlarımız, akrabalarımız ve hastalarımız her yıl bıkmadan hep aynı soruları soruyorlar. “Grip aşısı olalım mı?”, “Grip aşısının zararı var mı?”, “Grip aşısı Alzheimer hastalığı yapabilir mi?” , “Grip aşısı otizme yol açabilir mi?”, “Grip aşısı kanser yapar mı?”
İsterseniz konuyu sorulu cevaplı bir şekilde irdeleyelim. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: sağlık | 15 Yorum »
Yazan: bence Kasım 16, 2006
Kanser sanki bulaşıcı bir hastalık salgını gibi, sürekli artıyor… Tıptaki ilerleme kanserdeki artışı azaltmadığı gibi ilerlemesini de engelleyemiyor!. Uzmanlar kanserin ancak erken teşhisinin (mamografi, prostat spesifik antijen; PSA ve diğer tümör belirteçleri vb.) yapılabileceğini ve ilerlemesinin de ilaç, ışın ve ameliyat ile mümkün olduğunu anlatıyorlar. Bu erken teşhis çabalarının tıp sektörüne para kazandırmakta olan başarısı ile kanserin tedavi başarısı maalesef aynı paralellikte gitmemekte. Bu çevreler rant getirmediği için kanserin erken önlenmesi adına neredeyse hiç çaba sarf etmemektedirler.
Yılardan beri taş devri diyeti gibi düşük şekerli bir diyetin birçok müzmin hastalığa bu arada da kansere karşı koruyucu olduğunu bıkmadan söylüyoruz. İşte bu fikrimizi destekleyen çalışmalardan biri dünyanın en çok okunan beslenme dergisi olan the American Journal of Clinical Nutrition’ın Kasım 2006 sayısında yayınlandı. İsveç’te yapılan bu çalışmada, tedavisi en umutsuz kanser olan pankreas kanserinin şekerli yiyecekler ve içeceklerle beslenenlerde belirgin bir şekilde daha fazla görüldüğü gösterildi.
Fazla şeker tüketimi pankreas kanserini artırıyor!
1995-1997 yılları arasında İsveç’te yapılan bu çalışmada kadın ve erkek yaklaşık 80,000 kişi incelenmiş ve bu süre içinde 131 kişide pankreas kanseri ortaya çıkmış (1). Hastaların diyetleri incelendiğinde günde iki ya da daha fazla şekerli meşrubat (gazoz, kola, şekerli meyve suları vb) içenlerde, meşrubat içmeyenlere oranla pankreas kanserinin %90 daha fazla olduğu gösterilmiş. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: sağlık | 1 Yorum »
Yazan: bence Kasım 13, 2006

“1991 yılında televizyonda Türk kadınlarının tesettüre dönüyor olduklarını gösteren bir haber izlemiş, çok şaşırmış ve onlar adına üzülmüştüm. İçimden, ‘Zavallılık’ diye düşünmüştüm, ‘kültürleri bu kadınların beyinlerini yıkıyor. Birçok Batılı gibi, İslâm’ın kadınları baskı altında tuttuğuna ve tesettürün de bu baskının sembolü olduğuna inanıyordum. Bundan dört yıl sonra, aynen o baskı altındaki kadınlar gibi giyinmeye başlayınca, kıyafetimin bir dükkanın camekanına yansıyışını gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı tasavvur edebilirsiniz…
Katherine Bullock’un kendi ifadesiyle, ‘önce İslâm’dan nefret etmeyi, sonra ona saygı duymaya başlamayı, sonra ona ilgi duymayı, ve en sonunda onu kabul etmeyi’ içeren manevî yolculuğunda, tesettür ‘kilit nokta’yı oluşturur. İslâm’ı seçmeye karar verdiğinde, Anglo-Sakson kökenlere sahip bir Avustralyalı olarak Toronto Üniversitesi’nde doktora yapmaktadır ve İslâm’dan önce, İslâm’ı seçerken, ve de örtünmeye karar verdikten sonra edindiği izlenimler onu doktora tezini ‘tesettür’ üzerine yapmaya yöneltir.
Dr. Bullock’un Karakalem Yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırılan Müslüman Kadınları ve Tesettürü Yeniden Düşünmek başlıklı kitabı, onun doktora çalışması esnasında başlayan tesettür araştırmalarının sonuç ve bulgularını bize sunuyor. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: kitap dünyası | 2 Yorum »
Yazan: bence Kasım 10, 2006
Yazı kategorisi: aklıma gelenler | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 10, 2006
YILDIZ RAMAZANOĞLU (*)
Onlarla Sultanahmet Adliyesi’nde karşılaşmıştım. 11 Eylül’ün ardından ABD, elinde birikmiş bütün bombaları dünyanın en yoksul halklarından birinin, Afganların üzerine yağdırmaya başlamıştı. Bunu protesto etmek için katıldığımız bir gösteride gözaltına alınan kız arkadaşımızı görmeye gitmiştim. Adliye binasının bir kuytusunda gördüm polislerin arasında oturan yirmi otuz civarında esmer adamı. Muhtemelen bir TIR’ın kasasında ele geçirilmişlerdi, aç ve bitkin görünüyorlardı. Buna rağmen dağıtılan sandviçleri gönülsüzce alışları bazılarının ise reddedişi unutulacak gibi değil. Soylu ve gözü toktular. Çoğu Afgan’dı. Sınır dışı edileceklerdi her zamanki gibi. Ailelerini de kurtarma hayalleriyle bir kurtuluş öyküsüne karışmışlardı. Birazdan bombalarla zangır zangır titreyen ülkelerine yollanma işlemi tamamlanacaktı. Bakışlarındaki söze gelmez yoğun ve kesin ifadeleri görüp de açık yaradan pay almamak imkansızdı.
Yunan güvenlik güçleri tarafından denize atılan insanların bir kısmı boğuldu. Mümkün olsa kıyıcı karanlık ırk - yeryüzünde fesadı ve açgözlülüğü yayan insan türü- topraklarını böbreklerini hatta gözlerinin retinalarını çaldıkları insanları gezegenden aşağı atacaklar. Denize atılan çoğu Filistin, Lübnan ve Iraklı olan genç insanlar bana binlerce kaçağı hatırlattı; onların da ruhlarını geri çağırdılar sanki.
TIR’larda havasızlıktan boğulanlar, çöllerde yollarını kaybederek kurda kuşa yem olanlar, batan gemilerle birlikte derin sular tarafından yutulan insan kardeşlerimiz, komşularımız. Birkaç yıl önce de karların erimesiyle Van’ın dağlık bölgesinden geçiş yapalım derken dağlarda donan bir grup Afgan’ın cesetleri ortaya çıkmıştı.
25 MİLYON İNSANIN UMUT ARAYIŞI Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 10, 2006

Doç. Dr. Ahmet Akgündüz
OSAV
Akgündüz’ün kitabı, diyebilirim ki, Osmanlı’ya bilhassa padişahlarımıza yapılan iftiraların milli vicdandaki üzüntü ve tepkisine tercüman oluyor. Osmanlı’yı bir bakıma yeniden keşfediyor gibiyiz. Osmanlı’nın ta kendisi ve meşru varisleri, çocukları olarak her türlü yeni ve doğru bilgiye muhtacız. Osmanlı’yı iyi ve doğru bilmeden Türkiye’nin geleceğe yürümesi mümkün değildir. Prof. Dr. Ahmed Akgündüz gibi konularında gerçekten uzman, gayret sahibi, enerji dolu, eline kalem alabilen tarihçilerimizi tebrik ediyorum.
Yılmaz Öztuna, Tarihçi-Yazar
“Osmanlı’da Harem” sadece ciddi bir boşluğu doldurmakla kalmamış maksatlı veya maksatsız yalanların ecdadla aramıza gerdiği perdeye ilmin indirdiği bir kılıç olmuştur. Bu kitapla perde açılıyor, haremin seks; işret yeri değil de, bir hizmet mahilli, eğitim yuvası olduğu karşımıza çıkıyor.
Dr. Mehmed Niyazi Özdemir, Araştırmaca Yazar
Yazı kategorisi: kitap dünyası | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 8, 2006
Başlıktaki cümleyi hayatında en az bir defa duymayan yoktur herhalde. Camideki vaazlar, köşe yazısı ya da ilmihal bilgisi olarak. Kadınlar kendi aralarında birbirlerine akıl fikir verirken, “ah şekerim bak sen de biraz kendine” derler. Dikkat ediniz sen de güzel ol biraz demezler. Bak kendine biraz. Yani şöyle derli toplu ol, saçına başına, yeme içmene dikkat et.
İlahiyat hocalarının güzellik bahsini gündemlerine alması gerekiyor. Ama o eski söylem ile değil. Hüsn artık dünyamızda oturmuyor çünkü. Yani atalarımızın bahsettiği güzel ve güzellik ile günümüzün güzelliği arasında ortak noktalar gittikçe azalıyor. Günümüzün güzelliği fetişist bir unsur olarak tüketimin ana payandası. Dolayısıyla dindar bir kimlik içinde kalarak, güzellik bahsini ele almak isteyenler başlangıç olarak şunu fark etmek zorunda: Modernite ile birlikte güzellik ve iyilik birbirinden ayrılmıştır. Modern öncesi zamanlarda iyi olan güzeldir, güzel olan iyidir. İslamiyet güzellik tanımını hüsn’den alır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 3, 2006
TATLANDIRICILAR
E951 Aspartam
RENKLENDIRICILER
E102* Tartrazine
E104* Quinoline Yellow
E107* Yellow 2G
E110* Sunset Yellow
E120** Kokineal,Karmin
E122* Karmoisine
E123* Amaranth
E124* Ponceau 4R
E127* Erythrosine
E128* Red 2G
E129* Allura Red
E131* Patent Blue V
E132* Indigo Karmin
E133* Brilliant Blue FCF
E142* Green S
E151 Black PN
E154* Brown FK
KORUYUCULAR
E210* Benzoic acid
E211* Sodium benzoate
E212* Potassium benzoate
E213* Kalsium benzoate
E214* Ethyl 4-hydroxybenzoate
E215* Ethyl 4-hydroxybenzoate sodium salt
E216* Propyl 4-hydroxybenzoate
E217* Propyl 4-hydroxybenzoate sodium salt
E218* Methyl 4- hydroxybenzoate
E219* Methyl 4- hydroxybenzoate sodium salt
E220 Sulphur dioxide
E221 Sodium sulphite
E222 Sodium hydrogen sulphite
E223 Sodium metabisulphite
E224 Pottasium metabisulphite
E226 Calcium sulphite
E227 Calcium hydrogen sulphite
E230* Biphenyl
E231* 2-Hydroxybiphenyl
E232* Sodium biphenyl-2-yl oxide
E233* 2-(Thiazol-4-yl) benzimidazole
E239 Hexamine
E249* Potassium nitrite
E250* Sodium nitrite
E251* Sodium nitrate
E252* Potassium nitrate
GIZLI TEHLIKELER Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: sağlık | Yorum Yok »
Yazan: bence Kasım 1, 2006
Yazı kategorisi: aklıma gelenler | Yorum Yok »