Çoğumuz evlerimizin “tertemiz”, “mikropsuz” olması için çeşitli kimyasal maddeler kullanıyoruz. Tuvalet ve fırını temizlemek için asit, banyoyu dezenfekte etmek için fenol, mobilyaları cilalamak için damıtılmış petrol ürünleri, çamaşırlarımızı beyazlatmak için klor ve evlerimizi temiz tutmak için çeşit çeşit diğer zehirli kimyasal maddeler… bu sıralama böyle uzayıp gidiyor…
Günlük yaşamda kullandığımız ürünler 50 bin’in üzerinde kimyasal madde çeşidini içeriyor ve her yıl bunlara yüzlerce yenisi ekleniyor. Birçoğu ise yeterince test edilmeden ve belirli bir mevzuata tabi olmadan piyasaya sürülüyor.
Bu ürünlerin büyük kısmı doğrudan kanalizasyona akıp sonunda da su sistemlerimize karışıyor. Sözünü ettiğimiz kimyasallar, sonunda “fazla yüklenme” olasılığı oluşturarak vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında çeşitli hastalıklara yol açıyor. (Kronik yorgunluk sendromu, alerjiler, karaciğer sorunları, lenf kanseri gibi.)
Evsel temizlik malzemeleri sadece toprağı ve su kaynaklarını değil, teneffüs ettiğimiz havayı da tehdit ediyor. Sprey boyalar, fırın temizleyiciler, dezenfektanlar, mobilya parlatıcıları ve diğer tüm sprey ürünler, birkaç gün sonra soluyacağımız havanın bir parçası oluyor. Yazının devamını oku »
Bu yazının okunma sayısının oldukça fazla olması, duyarlı olduğumuz konuların içeriğini anlayabilmek açısından oldukça önemli.
İstedim ki programı da ekleyeyim ve izlememiş olanlara da ulaştırmış olayım.
HERKES çok içki içmenin vücuda zararlı olduğunu kesinlikle kabul eder. Ancak bazıları; “Evet, şüphesiz içki içmek zararlıdır. Ancak bu çok fazla içilirse meydana gelir. Az içilirse zararı olmaz” derler. Böyle söyleyenler ve buna inananlar, ancak kendilerini aldatırlar. Bugün kesin deliller göstermiştir ki, içki az miktarda da alınsa, kesinlikle vücuda zararlıdır. Hatta beyin hücrelerinde ve vücudun diğer taraflarında bulunan hücrelerdeki tahribat ilk alınan içki ile başlamaktadır.
Alkolün vücuttaki akıbeti
Bir yudum bira veya şarap içen bir şahsa en çok tesiri olan unsur, içkinin yapısında bulunan ve suda çok çabuk eriyen etil alkoldür. Etil alkol o kadar süratle erir ki, içilen her yudum alkolün bir kısmı, daha yutmadan önce, dil ve diş etleri arasından doğruca kana karışır. Alkolün geri kalan kısmı da ne parçalanır, ne de normal yiyecekler gibi hazmolur. O da mideden ve ince bağırsaklardan süratle kana karışır. Alınan alkolün kalın bağırsaklara geçişi pek enderdir. Bu emilme o kadar çabuk olur ki içki ile doldurulan bir midedeki alkolün % 9O’ı, bir saatte kanın içerisindedir. Kanda erimiş olan alkol, kısa bir zamanda vücudumuzdaki bütün organlara, bilhassa beyin gibi yüksek su ve kan içeren organlara gider. Yazının devamını oku »
YAZ GÜNLERİ, Ermenek bağlarında, sincap peşinde koşardım. Arkadaşlarımla birlikte yakaladığımız büyük sincapların ehlileştirilmesi çok zor olduğu, henüz süt emen yavruların ise beslenmesi mümkün olmadığı için, biraz büyümüş ve ceviz yemeye başlamış bir yavru sincap edinmeyi çok istiyordum. Orta kısmın ikinci sınıfından üçüncü sınıfına geçtiğim yılın yaz mevsiminde böyle bir yavru elime geçti. Onu kısa zamanda kendime alıştırdım.
Ne var ki, okulların açılma zamanı gelip çatmıştı. Yavru sincabımı bırakıp gitmeye gönlüm razı olmadı, onu da yanımda götürmeye karar verdim. Sincap, yol boyunca pantolon cebimde uyuyarak, mola verilen yerlerde yiyip içerek, salimen Konya’ya ulaştı ve okuldaki dolabımın bir köşesine yerleşti.
Her şey çok iyi gidiyordu. Teneffüs zamanları, dolabımı açtığımda, sincap omzuma atlıyor, benimle lavaboya kadar gidip, avucumdan su içiyordu. Cevizim ise onun yiyip bitiremeyeceği kadar boldu. Zamanla okul arkadaşlarım da sincaba alışmaya ve onu sevmeye başladılar. Bahçede onunla oynuyor, onu koşturuyor, üstümüze tırmandırıyorduk. Yazının devamını oku »