Yazan: bence Şubat 4, 2007
Geçenlerde İstanbul’da Nalburiye Fuarı vardı. Fırça üreticileri ile yapılan görüşmeler domuz kılı olayını bütün vahameti ile bir kere daha ortaya çıkarttı. Bu sebeple, domuz kılı ve fırçalar konusunu tekrar gündeme taşımak ihtiyacını duyduk.
Fırça deyip hemen geçmeyin, günlük hayatımızda çok yönlü yer alan bir eşya. Dişlerimiz için diş fırçası, elbisemiz için elbise fırçası, ayakkabımız için ayakkabı fırçası, sakal tıraşımız için sakal fırçası, saç tıraşımız için berber fırçası, badana için badana fırçası, yağlı boyamız için boya fırçası, ev temizliği için temizlik fırçası, hamur işlerimizin yüzlerine yağ ve yumurta sürmek icin yağlama fırçası, hanımlar için rimel fırçası, oje fırçası….
Ülkemizde firça üretimi için at kılı, keçi kılı, sansar kılı, plastik lifler ve maalesef çogunlukta ise domuz kılı kullanılmaktadir.
Fuara katılan ve Müsluman olduklarını ifade eden, bazı firça üretici firmaların yetkilileri ile yaptığımız görüsmeleri özetlersek: Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: demedi demeyin | 15 Yorum »
Yazan: bence Şubat 4, 2007
Bir Şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir Şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar”
Dr. David J. Schwartz
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.
Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.
Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: demedi demeyin | Yorum Yok »
Yazan: bence Şubat 4, 2007
Onlar ve biz… Kimdir onlar, bize benzemeyenler midir? Biz kimiz peki… Durduğumuz yere göre değişen bu sorunun cevabı nasıl şekillenir? Kültür, din, etnisite ve en önemlisi yaşam tarzı, iletişim dili, görünüm, hangisidir en temel kriter?
Uzun süre televizyon programları yaptığım için bilirim. Türkiye’de en zayıf bırakılmış alanlardan birisidir sosyoloji. Türkiye’de de bu alanda uzmanlaşmış kişilerin sayısı üç-beş kişiyi geçmez. Onlarda zaten temsil ettikleri sınıfın gözünden sosyolojik analizlerini yaparlar. Burada Erol Güngör’ü rahmetle anmak ve belki de yeniden okumak gerekir. Yaşasaydı bu sorulara acaba ne cevaplar verirdi?
Bu sorulara Avrupa’da cevap arayan Türk sosyolog Ayşe Güveli Hollanda’da Nijmagen üniversitesinde iken Avrupa’daki yeni oluşan sınıfları araştırmıştı. Bulguları dünyadaki yeni imtiyazlı sınıfın sol-entelektüeller olduğu şeklindeydi. Mesela bizde sınıf analizleri yapılacak olsa acaba imtiyazlı sınıflar kimler çıkar?
“Kültürel birikimlere, inançlara, değerlere boş ver sadece görünüme bak”, pompasının sonuçları yeni bakış açıları ile analiz arayışları içindeyken, benim aradığım açılımlar yerine klişe yargılara sahip olsa da bir sosyologun, Emre Kongar’ın yorumlarına Akşam gazetesinde Güler Kömürcü’nün yazısında rastladım: Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »