bence…

hayata dair herşey…

Arşiv Mart 2nd, 2007

Okuyucu Velinimetimizdir

Yazan: bence Mart 2, 2007

iz396.gif
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu

Her şeyin birbirini tamamladığı bir dairenin içindeyiz.

Birbirini tamamlarken, hapseden aynı zamanda.

Beklerken bekleniriz.

Özlerken özleniriz. Ağlarken ağlatırız.

Bir uçtan bir uca sürer yolculuğumuz. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: kitap dünyası | Yorum Yok »

Baş olmayı bırak, adam olmaya bak!

Yazan: bence Mart 2, 2007

Bir zamanlar ‘muvaffakiyet’ diye bir sözcük kullanılırdı Türkçemizde. Nedense, şimdilerde pek iltifat görmüyor; zira eskimiş sayılıyor. Onun yerine ‘başarı’ veya “başarılı olmak” ifadeleri daha revaçta. Her fırsatta karşımıza çıkan ‘başarı’ sözcüğünün kısa bir zaman diliminde ‘muvaffakiyet’in veya “muvaffak olmak” tabirinin yerini alması aslâ bir tesadüf değil.

Zihinde değişmeler olunca, çaresiz dilde de değişmeler oluyor. Dünyaya, olaylara bakışımız, ister istemez kullandığımız ’simge’leri de dönüştürüyor; öyle ki, ya eldekilerin içini boşaltıp onları yeni anlamlarla dolduruyor, ya da çok daha kullanışlı, elverişli yepyeni ’simge’ler üretiyor.

Niçin ‘muvaffakiyet’ sözcüğünü ihmâl edip, yerine ‘başarı’ sözcüğünü ikame ettik dersiniz?

Sırf eskimiş olduğu için veya telâffuzu güç olduğundan mı?

Hayır! Bilâkis bu sözcük, kökü/kökeni itibariyle zihnimizle/zihniyetimizle uyuşmadığı için onu bir köşeye fırlattık. Eskiyen, gerçekte sözcüğün kendisi değil, ait olduğu dünya idi; ‘muvaffakiyet’in o dünyada işgal ettiği mevkî idi. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »

Vatansever bir öğretmenin feryadı

Yazan: bence Mart 2, 2007

Ülkeler enerji için birbiriyle savaşırken biz yıllarca rüzgarı ve suyu boşa verdik. Bunların değerini yeni yeni anlamaya başladık. Bir Müslüman için farz-ı kifayeden emekli olmak mümkün değil iken biz modaya uyup emekli olduk, kahve köşelerinde pinekledik, evde eşlere yük olduk. Farzı- kifaye, birileri tarafından karşılanması gereken kamu ihtiyaçlarıdır. İçinde yaşadığımız dünyanın ve daha önce de ülkenin mahallenin, yerleşim yerinin, ülkenin ihtiyaçları varsa, bunların bir kısmı karşılanmamış duruyorsa, herhangi bir kimse de bu ihtiyaçlara el atma ve karınca kararınca karşılama imkanına sahipse -bunu yapmadığı takdirde- Allah kendisine soracak, savunması yoksa kusurunun karşılığını görecektir. Bu şuur hakim olsa hiçbir Müslüman, kendisi ve ailesi için gerekenleri yaptıktan sonra geriye kalan vaktini ve imkanını boşa geçiremez.

Neler yapabilir?

Bu sorunun cevabı bir kitap tutacak kadar uzundur, üstelik kolaydır. Burada bir okuyucunun bana yazdığı uzun mektubundan parçalar alarak güzel bir örnek sunmakla yetineceğim. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden | 3 Yorum »

28 Şubat’a armağan: Youtube gençliği

Yazan: bence Mart 2, 2007

I-

Onlar, canımızdan özge can bildiklerimiz, yani çocuklarımız. Ninnilerle büyütmediysek de, ninni yerine tekrar tekrar servis edilen “Hababam sınıfı”yla büyüttüklerimiz.

Öğrencilik yıllarından hatıra devşirmeyi, “hayta” karakterler üzerinden bellettiklerimiz.

Tek bir karakterin “kimlik”inde evire çevire, döne döne İnek Şaban olmaya zorladıklarımız.

Önce kızar gibi yapıp:

“Türkçe’yi bozuyor Türk insanına kötü örnek oluyor”

Sonra: Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden | Yorum Yok »