bence…

hayata dair herşey…

Arşiv 'sağlık' Kategori


Fazla şeker tüketimi pankreas kanseri ihtimalini artırıyor!

Yazan: bence Kasım 16, 2006

Kanser sanki bulaşıcı bir hastalık salgını gibi, sürekli artıyor… Tıptaki ilerleme kanserdeki artışı azaltmadığı gibi ilerlemesini de engelleyemiyor!. Uzmanlar kanserin ancak erken teşhisinin (mamografi, prostat spesifik antijen; PSA ve diğer tümör belirteçleri vb.) yapılabileceğini ve ilerlemesinin de ilaç, ışın ve ameliyat ile mümkün olduğunu anlatıyorlar. Bu erken teşhis çabalarının tıp sektörüne para kazandırmakta olan başarısı ile kanserin tedavi başarısı maalesef aynı paralellikte gitmemekte. Bu çevreler rant getirmediği için kanserin erken önlenmesi adına neredeyse hiç çaba sarf etmemektedirler.

Yılardan beri taş devri diyeti gibi düşük şekerli bir diyetin birçok müzmin hastalığa bu arada da kansere karşı koruyucu olduğunu bıkmadan söylüyoruz. İşte bu fikrimizi destekleyen çalışmalardan biri dünyanın en çok okunan beslenme dergisi olan the American Journal of Clinical Nutrition’ın Kasım 2006 sayısında yayınlandı. İsveç’te yapılan bu çalışmada, tedavisi en umutsuz kanser olan pankreas kanserinin şekerli yiyecekler ve içeceklerle beslenenlerde belirgin bir şekilde daha fazla görüldüğü gösterildi.

Fazla şeker tüketimi pankreas kanserini artırıyor!

1995-1997 yılları arasında İsveç’te yapılan bu çalışmada kadın ve erkek yaklaşık 80,000 kişi incelenmiş ve bu süre içinde 131 kişide pankreas kanseri ortaya çıkmış (1). Hastaların diyetleri incelendiğinde günde iki ya da daha fazla şekerli meşrubat (gazoz, kola, şekerli meyve suları vb) içenlerde, meşrubat içmeyenlere oranla pankreas kanserinin %90 daha fazla olduğu gösterilmiş. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: sağlık | 1 Yorum »

ÇOCUK GIDALARINDA EN FAZLA KAÇINILACAK KATKI MADDELERi

Yazan: bence Kasım 3, 2006

TATLANDIRICILAR

E951 Aspartam

RENKLENDIRICILER

E102* Tartrazine
E104* Quinoline Yellow
E107* Yellow 2G
E110* Sunset Yellow
E120** Kokineal,Karmin
E122* Karmoisine
E123* Amaranth
E124* Ponceau 4R
E127* Erythrosine
E128* Red 2G
E129* Allura Red
E131* Patent Blue V
E132* Indigo Karmin
E133* Brilliant Blue FCF
E142* Green S
E151 Black PN
E154* Brown FK

KORUYUCULAR

E210* Benzoic acid
E211* Sodium benzoate
E212* Potassium benzoate
E213* Kalsium benzoate
E214* Ethyl 4-hydroxybenzoate
E215* Ethyl 4-hydroxybenzoate sodium salt
E216* Propyl 4-hydroxybenzoate
E217* Propyl 4-hydroxybenzoate sodium salt
E218* Methyl 4- hydroxybenzoate
E219* Methyl 4- hydroxybenzoate sodium salt
E220 Sulphur dioxide
E221 Sodium sulphite
E222 Sodium hydrogen sulphite
E223 Sodium metabisulphite
E224 Pottasium metabisulphite
E226 Calcium sulphite
E227 Calcium hydrogen sulphite
E230* Biphenyl
E231* 2-Hydroxybiphenyl
E232* Sodium biphenyl-2-yl oxide
E233* 2-(Thiazol-4-yl) benzimidazole
E239 Hexamine
E249* Potassium nitrite
E250* Sodium nitrite
E251* Sodium nitrate
E252* Potassium nitrate

GIZLI TEHLIKELER Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: sağlık | Yorum Yok »

‘Grip aşısı’ mı?

Yazan: bence Ekim 29, 2006

Adımın ‘ilaç düşmanı doktor’a çıkmasına ramak kaldığını biliyorum. Bu yüzden ‘vitaminlerin faydaları!’ ile ilgili bir makale yazmaya karar vermiştim ki İngiltere’de yaşayan bir hastam kontrole geldi. Dönmeden önce grip aşısı olmak istiyormuş. ‘Neden İngiltere’de yaptırmıyorsun?’ dedim. ‘İngiltere’de grip aşısı olmak çok zor…’ dedi. Öyle buradaki gibi eczaneye gidip ‘Kalfa…yap bana bir aşı, tazesinden olsun…’ diyemiyormuşsunuz. Bir-iki doktor gezip de aşı olamayınca ‘Nasıl olsa Türkiye’ye gidiyorum orada yaptırırım…’ demiş. İngiliz ekonomisi zorda olduğu için kısıtlamaya gitmiş olabilirler! diye düşündüm. Belki de tıptaki gelişmeleri bizim kadar yakından takip etmiyorlardır kim bilir… Neyse efendim.. Hasta gittikten sonra gazetelere göz atarken bir haber gözüme ilişti. ‘Çok yakında aylarca etkisini sürdürecek grip salgınında 700 bin kişinin yaşamını yitirebileceğine dikkat çekiliyor…’ ve birkaç sayfa sonra bir başka haber ‘yeni grip aşısı piyasaya verildi…’ Tamam dedim ‘korkut-sat kampanyası’ başladı… Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden, sağlık | 13 Yorum »

Televizyon Beyin Gelişimini Engelliyor!

Yazan: bence Ekim 20, 2006

İNSANIN televizyona karşı tepkisiz kalması mümkün değildir. Çünkü insan harici ve dahili şartlarda oluşan dürtülere karşı daima tepki gösterir. Işık gözlerine ulaşır, sesler kulaklarına gelir, kokular burnuna dolar, hava akımı tenine temas eder, ani sancılarla midesi kasılır, idrar mesanesini şişirir, cisimler diline dokunur, salgılar kan dolaşımına boşalır ve hatta düşünceler bile zaman zaman onu etkiler. Her durumda bu dürtüler, algılamaları harekete dönüştüren sinir uçlarını güçlendirir.

Televizyonun sosyal ve psikolojik etkilerinin son yıllarda sıklıkla eleştirildiğine tanık olduk. Fakat bu tartışmalar televizyonun fizyolojik zararlarını göz ardı etmemize neden olmamalı. Son yapılan araştırmalar televizyonun bedenimize yönelik zararlarının çok daha etkili ve kalıcı olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle beyin üzerine yapılan araştırmalar bebeğin doğumundan ergenlik dönemine kadar geçen sürenin çok kritik bir dönem olduğu noktasında birleşiyor. Araştırmalara göre bebekler nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresiyle doğar ve ilk üç yılda bu hücreleri destekleyecek ve besleyecek milyarlarca glia hücresi üretilir. Sinir hücreleri, merkezi sinir sisteminin yaklaşık yarısını kaplar ve diğer yarısı da destek görevli hücrelerce doldurulur. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: dergilerim, sağlık | 2 Yorum »

kefir caiz mi?okuyun karar verin…

Yazan: bence Ekim 12, 2006

Son zamanların üzerinde en çok konuşulan içeceği…
Artık haber bültenlerinde,gazetelerde sağlığa azıcık faydası olan herşeyi mucize başlığı altında sunmak moda.Gerçi kefirin faydaları birazcıktan fazlaca.Bu da iyi bir probiyotik olmasından ileri geliyor.Bu konunun başında probiyotik-prebiyotik terimlerine açıklık getirsek daha iyi olacak.
Probiyotik:En basit tanımıyla faydalı bağırsak mikroplarıdır.1912 Nobel Tıp Ödülünü kazanan Rus bilim adamı Élie Metchnikoff bilim dünyasında probiyotiklerin kaşifi sayılabilir.Metchnikoff yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinde bulunan asit yapan mikroorganizmaların bağırsaktaki hastalık yapan mikroorganizmaları nötralize ettiğini saptamıştır.Erişkin bir insan bağırsağında 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri ve mantar bulunur.
Prebiyotik:Prebiyotik maddeler, sindirim sistemi boyunca vücutta emilmeden kalın bağırsağa gelen ve kalın bağırsaktaki yararlı bakterilerin yani probiyotiklerin gelişimini ve aktivitelerini olumlu yönde etkileyen maddelerdir.

Şimdi gelelim kefire; Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: aklıma gelenler, demedi demeyin, sağlık | 5 Yorum »

Bu ekmekler niye ‘mis gibi’ kokmuyor?

Yazan: bence Ekim 11, 2006

0f0a83df87254a4287b13d57b.jpg
Ekmeğin fiyatına zam yapmamak ve ‘ucuz’ göstermek için habire gramajdan aldılar. Sonunda gramaj küçülünce iş fırıncıya, uncuya düştü. Beyazlatmak için katkı maddesi kullanmaya başladılar. Yoksa 200 gramlık ekmek, zamanın 500 gramlık ekmeğinden, nasıl daha ‘irice’ görünebilir ki. Ama benim için çok daha önemli bir sorun var: Bu ekmeklerin kokusu nerde? Hani nerede o ‘mis gibi’ taze ekmek kokusu? Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: gazetelerden, sağlık | Yorum Yok »

Sarı Kantaron

Yazan: bence Ekim 10, 2006

Etkileri: İltihap giderici, yara iyileştirici,yatıştırıcı, antidepressif, kramp çözücü,ağrı kesici, antiseptik

Kullanım alanları: Yakın geçmişte Avusturya’da, insanüzerinde yapılan bir bilimsel deneyde, kullanılan bir sarıkantaron preparatı, deneklerin %67’sinin hafif ve orta derecelidepresyondan kurtulmalarını sağlamıştır.Bu sonuç, daha önceleri yapılmış olan benzer deneyleridoğrular niteliktedir. Sarı kantaron yağınakırmızı rengini veren, Hypericin adlı ana etkenmaddedir. Bu madde, antidepressif ve çok güçlü antiviral etkileresahiptir. Bu etki (virüslere karşı etki) öyle güçlüdür ki,geçtiğimiz yıllarda, AIDS’e karşı etkili olupolamayacağı konusunda geniş kapsamlı laboratuar araştırmaları yapmak gereği duyulmuştur. Doğrudanbitki kullanımı yoluyla pek çok virütik hastalığın tedavi edilebileceği ise kanıtlanmış bir gerçektir.

Sarı kantaron, sinirsel rahatsızlıklarakarşıkullanılabilecek en değerli şifalı bitkilerden biridir.Bitki geleneksel olarak da zaten hep, korku, gerginlik, uykusuzluk vedepresyona karşı kullanılagelmiştir. Özellikle menopoz döneminde görülen bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok olumlu sonuçlar alınabilir. Uykuda idrar kaçırma da sarıkantaron çayı ile tedavi edilebiliyor, çünkü bu rahatsızlık genelde ruhsal nedenlerden kaynaklanır. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: sağlık | 2 Yorum »

Vitamin delisi olmayın

Yazan: bence Ekim 6, 2006

Vitamin delisi olmayın

Son yıllarda, bir ‘vitamin ve doğal beslenme ürünleri modası’ başladı ve aldı başını gidiyor. Bunların içlerinde en popüler olanları da antioksidanlar olarak da bilinen A, C, E vitaminleri ve bitkisel beslenme ürünleri. Amerika ve diğer gelişmiş ülkelerde milyonlarca insanın kullandığı bu maddeler, artık Türkiye’de de marketlerde ve özel dükkânlarda satılıyor.
Birçok hastamın Amerikalılardan geri kalmaz derecede, vitamin ve çoğu Çin ve Uzakdoğu kaynaklı doğal beslenme ürünlerini bilinçsizce tüketmeye başladıklarını görüyorum.

VİTAMİNLERİN FAZLASI ZARARLI

Vitaminler de aslında birer ilaçtır ve asla gelişigüzel kullanılmamalıdır. Gerçek vitamin eksikliklerinde düşük dozların bir yararının olmadığı ve vücudun ihtiyacından yüksek dozlarda alınan vitaminlerin ise çeşitli yan etkilere neden oldukları eskiden beri bilinir. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: demedi demeyin, gazetelerden, sağlık | Yorum Yok »

Mikrodalga fırınların gizli tehlikeleri

Yazan: bence Ekim 5, 2006

mw577-by.jpg

İnsanların mikrodalga fırınların sağladığı rahatlık uğruna sağlıklarından fedakârlık etmeleri mümkün mü? Sovyetler Birliği 1976 yılında mikro dalga fırınların kullanımını neden yasakladı? Mikrodalga fırınları icat eden kimdir ve ne sebeple icat edilmiştir?

Amerikan evlerinin %90 ın da mikrodalga fırınlar yemek hazırlamak için kullanılmaktadır, çünkü hem kullanımı çok rahat hem de klasik fırınlara kıyasla enerji açısından son derece tasarrufludur. Genelde insanlardaki kanı mikrodalga fırınların hem içinde pişen besinlere hem de bu besinleri tüketen kişilere bir zararı dokunmadığı şeklindedir.

Mikrodalga kullanarak pişirme yönteminin hem günlük yemek pişirmede hem de bebeklere verile biberon sütlerinin ısıtılmasında çeşitli zararlarının olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca, 1991 yılında, Oklahoma’da mikrodalgada ısıtılmış kan verilen bir hasta ölmüştür. Mikrodalga da ısıtılmış kan hastanın kendi kanında değişim yapmış ve sonuçta hastanın ölümüne sebep olmuştur. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: demedi demeyin, sağlık | 11 Yorum »

Elektromanyetik kirlenmeden korunma

Yazan: bence Ekim 2, 2006

Gerekmedikçe cep telefonu kullanılmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Seyhan, “Cep telefonu kullanmadığınız sürece kapalı tutun. Açıkken üzerinizde bulundurmamaya ve kendinizden en uzak mesafede tutmaya özen gösterin. Tercihen 1 m mesafeden kulaklıkla konuşun. Kalp üstünde, bel ve göğüste bulundurmayın. Günlük konuşma sürenizin 10 dakikayı geçmemesine dikkat edin” önerilerinde bulundu. 16 yaş altındaki çocukların cep telefonu kullanmamaları gerektiğini vurgulayan Seyhan, gerekçelerini şöyle anlattı;

“Cep telefonu kullanımının beyin aktivitesinde etkili olduğu gösteren çalışmalar vardır. Çocuklarda, 16 yaşa kadar, sinir sistemi ve başın gelişimine devam ediyor olması dolayısıyla, çocukların ve gençlerin yetişkinlerden daha çok risk altında olduğu bir gerçektir. Bu nedenle 16 yaş altındaki çocukların cep telefonu kullanmaları önerilmemektedir.”

Bazı insanların elektromanyetik alanlara diğerlerinden daha hassas olduğunu belirten Dr. Seyhan şunları söyledi;

“Bu kimselerde bilgisayar monitörlerine ve diğer elektrikle çalışan aletlere karşı aşırı hassasiyet oluşabilir ve boğazda kuruluk hissi, gözde problemler, ağrı ve görme bozukluğu, baş ağrısı, alerji, uykusuzluk, seslere karşı hassasiyet, işitme zorluğu, yorgunluk reaksiyonlar açığa çıkabilir.

*Elektrikli aletleri kendinizden mümkün olduğunca uzakta çalıştırmaya özen gösterin.

*Düşük radyasyonlu bilgisayar ekranı kullanmaya özen gösterin ya da ekran filtresi kullanın, mümkünse LCD ekran tercih edin.

*Ekonomik (halojen ve floresan) lambaları okuma lambası olarak kullanmayın.

*Dinlendirici bir uykuya geçmek için en ideal koşul yatak odasında TV ve radyo bulunmamasıdır.

*Yatağınızı elektromanyetik alanlardan olabildiğince uzağa koyun.

*Elektrikli battaniye kullanmayın yada yatmadan önce battaniyeyi ısıtıp, sonra fişten çekerek kullanın.

*Diz üstü bilgisayarlar (LCD ekran) şarjlı kullanıldığında düşük elektromanyetik alana sahiptir.

*Saç kurutma makinasının manyetik alanı yüksektir bu nedenle, sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreli kullanın. Uyku düzeninizin bozulmaması için yatarken kullanmamayı tercih edin.

*Evinizdeki ve işyerinizdeki elektrik ve manyetik alanları ölçtürün.

*Mikrodalga fırın çalışırken en az 1 m’ den uzakta durun. Gerekmedikçe kullanmayın.

*Fotokopi makinelerinden (yüksek manyetik alan) en az 50 cm uzakta durun.

*Elektrikli tıraş makinesini şarjlı kullanmayı tercih edin.

*TV ekranlarından (ön ve arkasından) en az 2 m uzakta bulunun.

Prof.Dr. Nesrin Seyhan

G.Ü. Tıp Fakültesi

Biofizik Ana Bilim Dalı Başkanı

Yazı kategorisi: demedi demeyin, sağlık | Yorum Yok »