bence…

hayata dair herşey…

“Çünkü Araplardan nefret ediyorum!”

Posted by bence Ağustos 29, 2006

Yıl 1986’dır.

Yedi yaşından beri Kilise eğitimi alan ve Dünya Kiliseler Konseyi Doğu Afrika Genel Sekreterliği’ne kadar yükselen Martin Jhon artık dayanamaz ve birlikte çalıştığı, çok değer verdiği profesörün gözlerinin içine bakarak sorar:

“- Dünyadaki bütün dinler arasında, gerçek Hak din hangisidir?”

Profesör cevap verir:

“- Tabii ki İslâm’dır!”

Martin Jhon bir soru daha sorar:

“- O halde niçin Müslüman değilsin!”

“- Birincisi, Araplardan hiç hoşlanmam. İkincisi, sahip olduğum lüks hayat şartlarını görüyorsun. İslâm için bunlardan nasıl vazgeçebilirim?”

Martin Jhon artık Müslüman’dır ve adı Ebubekir’dir. Sahip olduğu lüks hayat şartlarından “Hakk Din!” için vazgeçmiş, geçimini ırgatlık ve amelelikler sürdürmektedir. Kilise mensupları ve ailesi onu “Deli” diye şikâyet etmiş, hastanelere, karakollara düşmüş, yetmemiş, evi bile bombalanmıştır.

İşte tam bu sırada aklımıza Hz. Muhammed (s.a.v.)’in, “Size deli denilmedikçe cennete gideceğinizi mi sanıyorsunuz!” mealindeki Hadis-i şerifi geliyor.

Neyse, konuyu dağıtmayalım.
***

Bu hadiseyi niçin naklettik?

Türkiye’de öyleleri var ki, Jhon iken Müslüman olan Dünya Kiliseler Konseyi Doğu Afrika Genel Sekreteri’nin arkadaşı o profesör gibi yönü Kıble, Kıblesi Kâbe olan millet, mücahit ve devletlerin Türkiye lehine yaptıkları hiçbir şeyden memnun olmuyor, sebebi sorulduğunda da, “Çünkü Araplardan nefret ederim!” deyiveriyorlar.
Bu, Lübnan’da İsrail’i perişan ederek Türkiye’nin de sınırlarını olumsuz yönde değiştirecek Büyük Ortadoğu Projesi’nin tekerini patlatan Hizbullah bahsinde de, bu, Kandil Dağlar’ında PKK’ya kan kusturan İran’la iyi ilişkiler söz konusu olduğunda da, böyle..

Lütfen şöyle geriye yaslanıp bir düşünün.

İsrail gitse Kandil Dağı’na iki el bombası atsa siz o zaman görseniz Türk(!?) medyasını. Yahut Irak’ın kuzeyinde veya Bağdat’ta bir PKK militanına bir Amerikalı onbaşı velev ki aralarındaki özel bir meseleden dolayı bir tokat patlatsa da siz işte o zaman seyretseniz Türk(!?) televizyonlarında “Amerika’dan PKK’ya sert tokat!” alkışlarını..
Biz biliyoruz ki, bunların derdi aslında Araplarla falan değil.

Bunların çoğunun asıl meselesi İslâm’ın kendisi…

Arapların Osmanlı’ya ihanetlerini her gün anlatan da bunlardır amma İngiliz’in, Yunan’ın, Fransız’ın, hatta Osmanlı ile birlikte Birinci Dünya Savaşı’nda taraf olan Alman’ın ihanetlerini gizleyen de bunlardır. Bunların hiç birinden Yahudilerin Çanakkale’de Osmanlı’ya karşı savaştıklarını ve Türkiye’deki Yahudi vatandaşlarımızın 1950’li yıllarda İsrail kurulurken Türkiye’den İsrail’e gizli yollardan servet aktardıklarını duymaz, duyamazsınız. Yine bu kalemlerin Bartholomeos’u öven onlarca köşe yazısına rastlarsınız amma Batı Trakya’da Yunanın zulmü yüzünden nefes alamaz hale gelmiş Türkleri anlatan, mesela Sadık Ahmet’in nasıl öldürüldüğünü dile getiren tek satırlarına rastlayamazsınız.

Bunların gündeminde Telafer yoktur, Kerkük yoktur, Bunların gündeminde Türk milletinin 1915’li yıllarda Ermeni soykırımı yapıp yapmadığını tartışmak demokrasi gereğidir amma onlar için Ermenilerin Karabağ ve çevresinde bugün itibariyle yerinden yurdundan ettiği, çadırlarda yaşayan bir bilyon Türk diye bir şey yoktur…

İran’ın Kandil’de aylardır PKK’yı bombalamasını gizlemek için dokuz doğuran bu cenah Amerika’nın “PKK Koordinatörü” atamasını manşetlere çekmekten ne bıktı, ne usandı. Amma görüldü ki Amerika’nın “Koordinatör” dediği meselâ Leyla Zana’nın isim değiştirip Joseph Raltson oluvermesinden başka bir şey değil.

Çünkü her ikisi de Türkiye’ye aynı şeyi söylüyor:

“- PKK ile masaya otur!”

Yani PKK ile Türkiye Cumhuriyeti karşılıklı iki eşit varlık…

Gerçek bu kadar ortadayken…

Yani ABD’nin desteği ve gözetimi altında Irak’ın kuzeyinde, “Diyarbakır da ilgi alanım içerisinde” diyen bir “Kürdistan” ha kuruldu ha kurulmuş, Kerkük, Musul ve Telafer’de kardeşlerimiz ABD ve müttefikleri tarafından bu “Kürdistan” hatırına onlarca defa katliama tabi tutulmuşken, birileri hâlâ, biz İran’la düşman olalım ve bölgede Amerika ile birlikte hareket edelim diyor, diyebiliyor..
Peki niye?

Çünkü onlar farkında olsalar da olmasalar da Dünya Kiliseler Konseyi Doğu Afrika Genel Sekreteri iken Müslüman olup Martin olan ismini Ebubekir olarak değiştiren zatın profesör arkadaşının, “Madem Hak din İslam, niçin Müslüman değilsin” sorusuna, “Çünkü Araplardan nefret ederim ve bu lüks hayattan vazgeçmek istemem” demesi misali, lisânı hal ile, “İran Müslüman, Amerika ve İsrail ise İslâm’a savaş açmış durumdalar” yani, “Tıpkı benim gibi” demek ister gibiler..
Onun için onların ağzından Arz-ı Mev’ud’u hiç duymaz ama İran’ın Türkiye’ye rejim ihraç etmek istediğini sürekli duyarsınız.

Hasan Demir

Reklamlar

Bir Yanıt to ““Çünkü Araplardan nefret ediyorum!””

  1. mehmet said

    hepsine rağmen yinede amerikanın çakallığını yapmıyor üstelik yumruğunu hiç korkmadan masaya vurabiliyor

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: