bence…

hayata dair herşey…

Öldüren gıdaları deşifre etti, işinden oldu!

Posted by bence Eylül 21, 2006

adn_animation.gif

GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) deyince aklınıza ne geliyor? Bu “tehlikeli” gıdalar ülkemize hangi yollarla giriyor? Yoksa Türkiye’de bazı gizli eller GDO operasyonları mı düzenliyor? GDO mağduru bir profesör anlatıyor. iyibilgi özel

Bir akademisyen düşünün… Ülkenin biyoteknoloji alanında sayılı laboratuvarlarından birini kuruyor. Ülkesinin ve halkının menfaatlerine uygun olmayan konuları açık yüreklilikle dile getiriyor. Bütün Türkiye’yi transgenik ürünlerin zararları konusunda uyarıyor. Yaptığı laboratuvarda transgenik ürünleri teşhis edecek teknolojiyi de kurmuş durumda. Bu değerli akademisyene nasıl teşekkür ediliyor? Kurduğu bölümden ve laboratuvardan uzaklaştırılarak… Ders vermesi engellenip susturularak…İşte Prof. Dr. Şeminur Topal, gayretlerinin karşılığını böyle aldı. Mikrobiyoloji ve Tarımsal Biyoteknoloji konularında uzman olan, üniversitesinde Biyomühendislik Bölümünün kuruluşunda aktif ve etkin görev alan Prof. Dr. Şeminur Topal, aniden kadrosunun bulunduğu Biyoloji bölümüne atandı. Bu değerli uzmana, iyibilgi atamanın arka planını sordu.

Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Bölümünde görev yaparken, birdenbire, Biyoloji bölümüne atandığınızı öğrendiniz. Bu karar, kimlerin ayağına bastığınız için alınmış olabilir?
2002’de Yıldız Teknik Üniversitesi beni, “Biyomühendislik” bölümünün kuruluşunda görevlendirdi. Üniversiteye sıfır maliyetle, endüstri desteğiyle, transgenik ürünlerin belirlenmesini yapabilecek nitelikte bir laboratuvar kurdum. 2005 yılında bölümü açmaya hazırlanırken ve laboratuvarım henüz etkin hale geçmişken, kadromun bulunduğu, ancak 8 yıldır bir türlü öğrenciye açılamayan Biyoloji bölümüne atandığımı öğrendim.Atama sebebi olarak hiçbir yazılı gerekçe gösterilmiyor, sadece sözlü bildirimlerle ‘çalışmalarımın bu bölüme daha uygun olduğu’ bildiriliyor. Bütün bunların yanında görev yerim değiştirilmekle kalmadı, beni tam olarak bilimsel çevremden soyutlamaya çalıştılar. Tez hocalığını yaptığım master öğrencilerine baskı yapıldı, dolaylı olarak tezlerine benimle devam etmemeleri sağlandı. Yürütücülüğünü yaptığım DPT destekli projem illegal olarak sonlandırıldı. Laboratuvarım benim üstüme zimmetli iken bir başka kişiye, gencecik bir asistana devredildi ve hatta eksik varsa onun tamamlaması istendi. Verdiğim dersler elimden alındı.Sizin kurmuş olduğunuz laboratuvar, Türkiye’de çok değerli bir açığı giderecekti. Satın aldığımız, yediğimiz ürünlerin GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) içerip içermediğini kolayca öğrenecektik. Sizin atamanızdan sonra bu laboratuvar biyoteknoloji konusunda kullanılmaya devam etti mi?

“Hücre Kültür Teknikleri laboratuvarı” adındaki bu laboratuvar, şu anda biyogüvenlik konusunda kullanılmıyor. Atanmamı takiben hemen kilidi ve düzeni değiştirilmiş durumda. Şu anda orada çalışmakta olan öğretim üyesi ve asistan arkadaşlara da, benimle iletişimde bulunmamaları yönünde baskı yapıldığı için, son gelişmelerden pek haberdar olamıyorum. Herhalde başka nitelikli hücre kültür çalışmalarında kullanılıyordur.

Peki, şu anda biyoteknoloji ölçümleri için başvurabileceğimiz başka bir yer var mı? Bir gofretin içinde transgenik soya yağı veya transgenik mısır şekeri bulunup bulunmadığını nasıl öğreneceğiz?

Tarım Bakanlığı’nın bir laboratuvarı var. Kişisel olarak, elinizdeki bir ürünü test ettirebiliyorsunuz. Bunun için, kurulduğu vakitlerde başvuru başına 800 YTL gibi bir rakam ödemek gerekiyordu, şimdi daha da yüksek bir rakam olabilir. Ve en önemlisi, laboratuvar sonuçlarını sadece kişisel kullanımınız için veriyorlar, başka bir yer veya kurumla paylaşmanızı istemiyorlar!

Yani, dünyanın parasını verip elimdeki gofrette GDO olduğunu öğrenmişsem bile, bunu hiç kimseyle paylaşmamam isteniyor? Peki, yurtdışından, özellikle ABD’den gelen ithal ürünlerde GDO riski çok yüksek. Gümrükten içeri alınan her ürün 800 YTL parayla test mi ediliyor? Soya yağlarının, mısır şekerlerinin GDO içerdiğini duyuyoruz. En son, ABD’de pirinç silolarında GDO pirinç bulundu. Bunlar nasıl kontrol ediliyor?

Gümrüklerimizden giren ürünlerin GDO içerip içermediğini bilemiyoruz. Hiçbir kontrol yapılmıyor, sadece ithalatçı beyanına dayalı hareket ediliyor. Yani, “Benim ürünümde GDO yok” deyip, malınızı içeri sokabiliyorsunuz. İthal ürünlerde hiçbir kontrol veya test yapılmıyor.Tamamen tüccar beyanına emanetiz yani…

Transgenik ürünlerin zararını dile getiren başka kurumlar veya kuruluşlar var mı? Ülkemize bu ürünlerin girmesini engellemeye çalışanlar var mı?

Akademik alanda ODTÜ’den bir öğretim üyesi çalışmalarını sürdürüyor. Onun gözetiminde çok değerli iki tez çalışması sonuçlandı. Ancak bu dostuma gelen baskılar nedeniyle çalışmaların hızı kesildi. Bilimsel danışma kurulu üyeliğini sürdürdüğüm “GDOyahayır Platformu” ve “SOS Çevre Gönüllüleri Platformu” bu konuda bilinci artırmaya çalışıyorlar. Buğday Dergisi ve Derneği uzun süredir bu konuda yazılara yer veriyor.

TÜKODER de bu konuyla ilgileniyor. 15 Mart 2005 tüketiciler gününde bir panel düzenlediler, ben de konuşmacı olarak katıldım. Bu paneldeki sözlerimi gazeteci Meral Tamer köşesinde, ismimi vererek yazdı. Gıda Dernekleri Federasyon Başkanı ile bu konuda ciddi tartışmalarımız oldu ve ondan sonra da atamalar, değişiklikler hızla gerçekleşti.

Polis Emeklileri Derneği gibi mütevazı topluluklar dahi GDO konusuyla ilgilenmeye başladılar.

Cumhuriyet Gazetesi – Tarım eki, Nokta Dergisi, Aksiyon vb. bir çok saygın yayın organı konuyu benim de görüşlerime yer vererek yayınladılar. Gıda Bilimi ve Teknolojisi dergisinin son sayısı ekolojik tarım hakkında bir yazıya yer verdi.

Transgenik ürünler konusunda bilinçli, bunları istemeyen bu kadar kuruluş, kişi var. Transgenik ürünleri savunan insanlar da var mı?

Transgenik ürünlerin hamiliğini bazı üniversiteler ve gıda endüstrisi yapıyor. Sabancı Üniversitesi, 10-11 Eylül 2005 tarihlerinde “Tarımsal Biyoteknoloji ve Genetiği Değiştirilmiş Ürünler” konulu bir sempozyum düzenledi. Transgenik ürünleri aklama toplantısı diyebileceğimiz bu sempozyumda, sadece bu teknolojinin yandaşlarının katılımıyla, GDO teknolojisinin müthiş bir teknoloji olduğu iddia edildi. İleriye yönelik vaatleri olduğu söylendi.

Sabancı Üniversitesi rektörü, TÜSİAD’ın bir toplantısında bizzat “Biyogüvenlik yasası çıkarılmamalıdır. Biyogüvenlik yasası konusundaki girişimler, teknolojik gelişimlerin ve bu faaliyette bulunmak isteyenlerin önünü kesebilecektir.” dedi.

Gıda Dernekleri Federasyonu başkanı Şemsi Topuz, transgenik ürünlere karşı çıkanlar için “Ya ideolojik sapkınlığı vardır, ya teknolojinin gerisinde kalmışlardır, ya da bilimsel gelişmeleri izlemiyordur” dedi). Esasen kendisiyle tartışmamız bu beyanın sonucunda gerçekleşti.

TÜSİAD, bir biyoteknoloji raporu çıkardı. Bu raporda transgenik ürünlerin riskleri hiç anlatılmadan, yarım sayfalık bir biyogüvenlik konusu yer aldı ve genellikle transgenik ürünlerin, ne faydalar sunabileceği yer aldı.

Ortaya çok sarsıcı bir tablo çıkıyor. Transgenik ürünler konusunda uzman öğrenci yetiştireceğiniz ve kapsamlı bir laboratuvarla GDO ürünleri belgeleyebileceğiniz için bazı çevreler rahatsız oluyor. Siz ve sizin gibi akademisyenlere baskılar yapılıyor, bilimsel ortamınızdan yalıtılıyorsunuz. Diğer taraftan, transgenik ürünlerin sözde faydaları üzerine konuşanlar çok rahat konuşacak ortam bulabiliyor ve destekleniyorlar. Kamuoyuna pembe bir tablo çiziliyor.

Bizim gibi sindirilmek istenen akademisyenlere bir örnek de Berkeley Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof. Ignacio Chapela’dır. Bir biyoteknoloji firması okulla 25 milyon dolar değerinde 5 yıllık bir anlaşma yapmak istediğinde çıkar çatışmaları olacağı gerekçesiyle eleştirdiği için okuldan ihraç edildi. Ancak orada toplumsal bilinç ve sorumluluk anlayışı yüksek olduğundan, tüm dünyadan bilimciler organize edilerek imza toplandı. Biz bile imza verdik Türkiye’den. Oysa ülkemizde bu maduriyet yaşandığında tepkisizlik daha yoğundu.

***

Prof. Dr. Şeminur Topal atamasıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararının alınması için dava açtı. Rektörün uygulamasını yasal hakkı olduğu gerekçesiyle savunan mahkeme sonucunda davayı kaybetti.

İnanıyoruz ki, Şeminur Hoca’nın açmaya çalıştığı yol genişleyecek, ülkemiz GDO’nun giremediği, temiz bir toprak haline gelecek…

Bir Yanıt to “Öldüren gıdaları deşifre etti, işinden oldu!”

  1. Yazacak yer bulamadigimdan Ramazan ayinin hayirlara vesile olmasini buradan temenni ediyorum.
    Saygilarimla

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: