bence…

hayata dair herşey…

İnsan derisinden elbise, insan yağından yemek..

Posted by bence Ekim 13, 2006

Bizim entelektüellerimiz “1789 Fransız ihtilali” der, “Aydınlanma” der, başka bir şey demez. Onlara göre, “Batı her şey, biz hiçbir şey”izdir. Bizim “Kayıtsız şartsız Batı hayranı” pörsümüş beyinlerin övdükleri 1789 için, Fransız Tarihçi Jean Michel Thıbax, Fransa’nın sözde Ermeni soykırımını inkârı suç sayan yasa teklifini de hatırlatarak, bakınız neler diyor:
“- Türkiye de Fransa’da 1789 Devrimi sırasında yapılan katliamın tanınmasını isteyebilir. Yüz binlerce Fransız, bu kanlı yıllar boyunca ölüme gitti. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik adına insanların kafası giyotinde kesildi. Erkekler, kadınlar ve çocuklar gırtlaklandı, parça parça edildi, kurşuna dizildi, yakıldı…”
Yaa, işte böyle.. Meğer neymiş bu 1789!
Bitmedi.. Devam ediyor Fransız Tarihçi 1789’u anlatmaya:
“- Dehşet her tarafı kaplamıştı. Meudon atölyelerinde, işkence edilen insanların derilerinden elbiseler dikiliyordu. Ölülerin yağları hapishane mutfaklarında kullanılıyordu!”
Mideniz bulandı değil mi!
***
İşte o ünlü 1789, o, Türkiyeli(!) entelektüellerin bu millete bir aydınlanma mâbedi olarak takdim ettikleri o Fransa, o Paris bu!
Siz bu 1789’un üzerine Jacques Chirac düşünce soyunun Cezayir’de uyguladığı soykırımı da bir ekleyin ve kendi soydaşının derisinden elbise ve işkence ile öldürdüğü insanların yağlarından mahkûmlara yemek pişiren bu Fransız’ın, Cezayir’de katlettikleri bir milyon Müslüman’ın derilerinden, etlerinden, yağlarından neler yaptıklarını da bir hayal edin bakalım…
Böyle bir kültürün yetiştirdiği siyasetçilerin ülkelerinde yaşayan 250 bin Ermeni’den oy almak için Türk milletine, “Senin ataların katil, Ermenileri kesti!” iftirası atması, 1789’da kendi insanına ve Cezayir’de Müslümanlara yaptıklarının yanında, “günahın yanında sevap” gibi kalır.. Paris’tekiler herhalde, Türk milletine, “Soykırım öyle mi yapılır. Bunu yaptın mı 1789’da bizim Paris’te ve (1830-1960 arası) Cezayir’de bizim yaptığımız gibi yapmalı!” diye, öfkeden kuduruyor, “Soykırımı da yüzünüze gözünüze bulaştırdınız!” mantığıyla bugün meclislerinde işte böyle bir tasarıyı oyluyorlar…
Ülkesinin bu çifte standardından utanan Fransız Tarihçi Jean Michel Thıabux, “Türkler pek çok noktada bize ders verecek durumdadır. Türkiye’yi seviyorum ve Avrupalı entelektüeller arasında onu savunan az sayıda insandan biriyim!” diyor.
Ne ilginç bir durum…
Türkiye(li)’deki entelektüeller bile ASALA ağzı ile konuşur, üniversitede “Ermeni soykırımı yapılmıştır” sempozyumları düzenler, bu sempozyumları eleştiren bizleri, “Çağdışı kafalar” olarak suçlar, Nobel Edebiyat ödülü alabilmek için, “Soykırım yapmaz olur muyuz, yaptık elbette!” diyen Orhan Pamuk’lar el üstünde tutulurken, “Türkler Ermeni soykırımı yaptı, bunu inkâr suçtur” diyen ülkesi Fransa’ya kızan, bu haksızlıktan acı duyan Fransız Bilim Adamı Jean Michel Thıbaux, “Türkiye’yi seviyorum ve entelektüeller arasında onu savunan az sayıda insandan biriyim” dedikten sonra ilave ediyor:
“- Eğer Türk Hükümeti onaylarsa ve beni Türk tabiyetine kabul ederse, Türkiye benim vatanım olacaktır!”
İşte bilim adamı budur…
“Aydın” dediğin de böyle olur..
Türk hükümeti Fransız Tarihçinin bu talebine acele “Evet” cevabı vermelidir.
Ve ülkeyi yönetenler düşünmeli bir karara varmalı..
Biz bu Fransa’nın bulunduğu AB’nin mi üyesi olacağız? Hz. Muhammed(s.a.v)’e hakaret eden bu Vatikan’ın, PKK’ya mayın veren bu İtalya’nın, Irak’ta Müslüman katleden bu İngiliz’in, bu Yunanistan’ın, bu Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Türkiye’yi sürekli aşağılayan Merkel’in Almanya’sının yönettiği bu AB’nin mi üyesi olacağız?
Bu mümkün mü?
Mümkün olsa bile Türk’e, Türk kültür ve medeniyetine yazık değil mi!

Hasan Demir

2 Yanıt to “İnsan derisinden elbise, insan yağından yemek..”

  1. oesx said

    Orhan Pamuk’un “Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü” şeklindeki sözlerinden dolayı bu ödülü aldığı görüşü öne çıkıyor.Bu doğru da olabilir.Ama; bu ülkede düşünce özgürlüğü olsaydı, işimize gelmeyen sözleri söyleyenler yargılanmasaydı, mahkeme kapısında linçlerle karşı karşıya gelmeselerdi… Kısacası herkes her şeyi korkusuzca tartışabilseydi, Orhan Pamuk’un böyle bir avantajı olabilir miydi?..Bilemezsiniz…Çünkü siz “Ermeni soykırımı yoktur” demeyi suç sayan Fransa’ya küfrederken, tersini söylemenin de bu ülkede çoktandır suç olduğunu aklınıza bile getirmemişsinizdir…Bekir Coşkun

  2. elif said

    bence çok saçma salakça bir fikir diğer yorumlara katılan bir insanım önceki yazılar bundan kat kat mantıklıdır lütfen insanca yazınız😀 sevgiler

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: