bence…

hayata dair herşey…

Müslüman Kadınları ve Tesettürü Yeniden Düşünmek

Posted by bence Kasım 13, 2006

61.jpg

“1991 yılında televizyonda Türk kadınlarının tesettüre dönüyor olduklarını gösteren bir haber izlemiş, çok şaşırmış ve onlar adına üzülmüştüm. İçimden, ‘Zavallılık’ diye düşünmüştüm, ‘kültürleri bu kadınların beyinlerini yıkıyor. Birçok Batılı gibi, İslâm’ın kadınları baskı altında tuttuğuna ve tesettürün de bu baskının sembolü olduğuna inanıyordum. Bundan dört yıl sonra, aynen o baskı altındaki kadınlar gibi giyinmeye başlayınca, kıyafetimin bir dükkanın camekanına yansıyışını gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı tasavvur edebilirsiniz…

Katherine Bullock’un kendi ifadesiyle, ‘önce İslâm’dan nefret etmeyi, sonra ona saygı duymaya başlamayı, sonra ona ilgi duymayı, ve en sonunda onu kabul etmeyi’ içeren manevî yolculuğunda, tesettür ‘kilit nokta’yı oluşturur. İslâm’ı seçmeye karar verdiğinde, Anglo-Sakson kökenlere sahip bir Avustralyalı olarak Toronto Üniversitesi’nde doktora yapmaktadır ve İslâm’dan önce, İslâm’ı seçerken, ve de örtünmeye karar verdikten sonra edindiği izlenimler onu doktora tezini ‘tesettür’ üzerine yapmaya yöneltir.

Dr. Bullock’un Karakalem Yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırılan Müslüman Kadınları ve Tesettürü Yeniden Düşünmek başlıklı kitabı, onun doktora çalışması esnasında başlayan tesettür araştırmalarının sonuç ve bulgularını bize sunuyor.

Giriş

1991 senesinde televizyonda Türk kadınlarının tesettüre dönüyor olduklarını gösteren bir haber izlemiş, çok şaşırmış ve onlar adına üzülmüştüm. İçimden, “Zavallılık” demiştim kendi kendime, “kültürleri bu kadınların beyinlerini yıkıyor.”

Birçok Batılı gibi, İslâm’ın kadınları baskı altında tuttuğuna ve tesettürün de bu baskının sembolü olduğuna inanıyordum. Bundan dört yıl sonra, aynen o baskı altındaki kadınlar gibi giyinmeye başlayınca, kıyafetimin bir dükkanın camekanına yansıyışını gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı tasavvur edebilirsiniz.

Master öğrenimim sırasında, dört yıl sonra İslâm’ı seçmemle noktalanacak bir manevî yolculuğa çıkmıştım. Bu yolculuk, sırasıyla, İslâm’dan nefret etmeyi, ona saygı duymaya başlamayı, sonra ona ilgi duymayı, ve en sonunda onu kabul etmeyi içeriyordu. Elbette, bir kadın olarak benim için tesettür kilit noktaydı. İslâm’ın itikadî temellerinin bana cazip geliyor olsa da, kadınları eziyor olduğuna inandığım uygulamalar beni cidden rahatsız ediyordu. Tesettürün, Müslüman kadınların ortadan kaldırmak için pekâlâ çalışabilecekleri bir kültürel gelenek olduğu kanaatindeydim. Bana, birçok Müslümanın erkeklere ve kadınlara tesettürü emrettiğine inandığı Kur’ân âyetlerini gösterdiler. Bu âyetlere baktığımda anladım ki, onlar gerçekten tesettürü emrediyor. O gün, maksatsızca dolaşarak eve döndüm. Müslüman kadınların halinden dolayı hayli çökmüştüm ve çok üzüntülüydüm. Son tahlilde gözönünde bulundurduğum asıl şey, bu dinin temel itikadî mesajı idi: Allah tektir ve Muhammed (a.s.m.) O’nun kulu ve son elçisidir. Birkaç yıllık bir çalışmadan sonra, ‘kadınlar ve İslâm’ meselesi hariç, İslâm’la ilgili hiçbir konuda bir şüphem kalmamıştı.

Nihayet, doktorama başladıktan birbuçuk yıl sonra, Temmuz 1994’te İslâm’a girmeye karar verdim. Bu kararın beraberinde, sevsem de sevmesem de örtünmem gerektiğine inanıyordum. Tesettür bir emirdi, ben de ona boyun eğmeliydim. Bölümümüzdeki bazı kimselere Müslüman olduğumu haber verip, yeni öğrenim yılı başladığında beni tesettüre bürünmüş bir halde göreceklerini söyledim. İnsanların buna gerçekten çok şaşırdıklarını söylememe gerek yok. Haber yayıldıkça ve insanlar beni yeni kıyafetimle gördükçe, kendimi bazı düşmanca muamelelerin ortasında buldum. Güçlü ve kararlı bir feminist olarak bilindiğim bir sırada, böyle baskıcı bir uygulamayı nasıl özellikle benimseyebilirdim? İslâm’ı nasıl kabul edebilirdim? Hamas’ın daha geçenlerde yaptıklarını duymamış mıydım? Çok kısa bir süre önce, bazı Müslüman erkeklerin bir kadına neler yaptıklarından habersiz miydim?

Bu düşmanca tavra hiç de hazırlıklı değildim. Sekreterlerden, bürokratlardan, sağlık personelinden veya metrodaki sıradan yabancılardan görüyor olduğum muamelelere karşı da farklı bir hazırlık yapmış değildim. Artık çoğu kez bana aşağılayıcı biçimde davranılıyordu. Beyaz ve orta sınıfa mensup kadına gösterilen muamele artık benden esirgeniyordu. Bu, yaşadığım ilk ayrımcılık ve ırkçılık tecrübesiydi; ve bu tecrübe vaktiyle yaşadığım ama hiç de gereği gibi anlayamadığım eski imtiyazlı konumuma bir de bu açıdan bakmamı sağladı.

Yeni dinime uygun biçimde yoluma devam eder ve geniş çevredeki topluluğun tepkilerine maruz kalırken, (içlerinde birçok muhtedinin de bulunduğu) yeni Müslüman arkadaşlarım beni teselli ediyorlardı. Kendileri bu durumla ne derece başedebildiler, merak ediyorum? Onlar da Toronto’da başörtüsüyle dolaşmayı benim yaşadığım gibi mi tecrübe ettiler, yoksa ben mi fazlasıyla duyarlıydım? İnsanlar metroda gerçekten beni mi dikizliyorlardı, yoksa başka birşeylere bakıyorlar da ben mi üstüme alıyordum? Neden bana acır veya küçümser bir edayla davranılıyordu?

Bu zor zamanda, doktora tezim için bir konu bulmaya çalışıyordum. Başörtüsüne duyulan tepkinin, bir ara ondan uzak durmaya çalışsam da, araştırmaya değer bir konu olduğu açıkça ortadaydı. ‘Tesettür’ Batıda neden bir baskı sembolü olarak görülüyordu? Batı neden İslâm’a iftira ediyordu? Ben ve arkadaşlarım özgürleştirici olduğunu düşündüğümüz birşeye kararlılıkla nasıl sarılabilir, ama bu esnada çevremizdeki gayrimüslim toplumla nasıl bu kadar çok çekişme halinde olabilirdik? İnsanlar İslâm anlayışımızı ve örtümüzü niçin anlamıyorlardı?

Tesettürün Politikası başlıklı doktora tezimi bitirdikten ve tezi okuyanlardan olumlu bir geri bildirim aldıktan sonra, bende, araştırmamı daha geniş bir kitleyle paylaşmanın önemli olduğu kanaati oluştu. Bu kitabın en başta gelen hedefi, Batıdaki, tesettürün baskıcı olduğu yönündeki yaygın klişeye meydan okumaktır. Temel tezim, tesettürün Müslüman kadınların ezilişinin bir sembolü olduğu anlayışının, onu giyenlerin hepsinin yaşantılarını temsil etmeyen kurgulanmış bir imaj olduğudur. Bu kurgulama, daima Batılı siyasî amaçlara hizmet etmiştir ve yirminci yüzyılın sonunda bile bu hizmetini sürdürmektedir. Buna ek olarak, tesettürün baskıcı olduğu yönündeki değerlendirmenin, tesettürü anlama hususunda daha pozitif bir yaklaşım sunan ‘eşitlik’ ve ‘özgürlük’ anlayışlarını elinin tersiyle iten liberal ‘eşitlik’ ve ‘özgürlük’ anlayışına dayalı olduğunu ortaya koyuyorum.

A. TESETTÜR VE FEMİNİST YAKLAŞIMLAR

(çev. Muhammed Şeviker)

TESETTÜRÜN İSLÂM’IN KADINLARI ezişinin bir sembolü olduğu tasavvurunun, farklı faraziyeleri ve farklı anlayış düzeylerini temsil eden farklı müntesipleri vardır. Anaakım, pop kültürü görüşü şudur: Müslüman kadınlar tümüyle ve düpedüz erkeklere boyun eğerler, tesettür de bu boyun eğişin sembolüdür. Batılıların tesettüre bakışlarının bu versiyonu, tesettüre ilişkin en basite indirgeyici ve sofistike olmaktan en uzak görüştür. Bu görüş, liberalizme ve modernleştirme teorisine şuursuz bir intisapla desteklenmekte ve Müslüman kadınların hayatına dair fiilî detaylarına dair cehaletle mezcolmaktadır. Bu pop kültürü görüşüne anaakım medyada ve ‘kadınlar ve İslâm’ üzerine yazılmış piyasa kitaplarında rastlanır. Diş doktorum diş gıcırtısı problemimin başörtümden kaynaklandığını ve bir müddet başörtüsü takmayarak bu gıcırtıdan kurtulduğumu benim de görebileceğimi söylediğinde karşılaştığım görüş, budur. Bürokratların benim Avustralya pasaportumu, eşimin ise Orta Doğu pasaportunu gördüklerinde, bir suikastçı gördükleri endişesiyle bana “Sen bir Müslümanla evlisin, değil mi? Nasıl birşey bu?” diye sormalarının ardındaki görüş de budur. Yabancıların bir Müslümanla evli olduğumu farkettiklerinde kuşku içinde “Mutlu musun?” diye sormalarının ardındaki görüş de, yine budur. Bu pop kültürü tasavvuru, Uluslararası Kadın Günü Fuarına katılamayacağımın, zira kadınların ezilişini temsil ettiğimin söylenmesinin de sebebidir. Batılı politikacıların dayandıkları ve Müslüman dünyasındaki çıkarlarını pekiştirme ihtiyacı duyduklarında manipüle ettikleri görüş, işte bu görüştür.

Daha sofistike bir görüş, hem Müslümanlardan hem de gayrimüslimlerde mensupları bulunan bir feministler ekolünün görüşüdür. Bu ekolün mensupları, başka herhangi bir ataerkil din gibi İslâm’ın da kadınları erkeklere bağımlı ve onlara tâbi kıldığını ileri sürerler. Kadın hakları hususunda azimli ve karalıdırlar ve İslâm’ın kadınların özgür olmalarına müsaade etmediğine inanırlar. Pop kültürü versiyonunun aksine, bu feministler çoğunlukla İslâm tarihi ve uygulamaları hakkında çok bilgili olabilmektedirler. Onlardan bir kısmı örtülü kadınların görüşlerini dikkatle dinlemiyor olsalar da, başka bazıları Öteki’nin fikrini anlama ve sunma gayreti sergilemektedir. Ancak, bu yazarlar Müslüman kadınların tesettürün anlamı hususundaki tezlerini hiç mi hiç ikna edici bulmamaktadırlar. Onlar, tesettüre bürünmüş halinden memnun görünen bir hayatın yine de ezilmiş bir hayat olduğu kanaatindedirler. Anaakım görüş gibi, onların kabullerinin temelleri de, son tahlilde liberalizmin içindedir. Bu kanaati edinmelerinde en çok rolü bulunan kavramlar ise, ferdiyetçilik, eşitlik, özgürlük ve baskı gibi liberal kavramlardır. Bu sebeple, bu feministler ekolüne ‘liberal feministler’ adını vereceğim.

Hem Müslümanlar hem de gayrimüslimler içinde mensupları bulunan başka bir feministler ekolü daha vardır ki, bu ekolün mensupları tesettürlü kadınların fikirlerini dinlerler, ancak tesettür hakkında liberal feministlerin ileri sürdüklerinden daha farklı çıkarımlara ulaşırlar. Çoğunluğu antropolog ve tarihçilerin teşkil ettiği bu feministler grubu, bir sosyal uygulamanın, meselâ tesettürün anlamını içeriden bir bakışla kavramaya özen göstermişlerdir. Bu feministlerin fikirleri de bir dereceye kadar liberalizme dayanır, fakat metodolojik yaklaşımları onları Öteki’nin görüşünü değerlendirmede anaakım Batılı liberal kategorileri kullanmaktan uzak durmaya yöneltir. Bu feministlerin birçoğu, Batılı feminist tartışma konularının evrensel düzeyde geçerli olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedirler. Bu gruptaki bilim insanlarına bir ad vermek problemlidir, zira yukarıda tasviri yapılan liberal yaklaşımın aksine, bu yönelimi nüfuzu altına alan herhangi bir ‘-izm’ yoktur. Daha iyi bir deyim bulamadığımdan dolayı, bu yaklaşıma ‘bağlamsal yaklaşım’ adını vereceğim.

Dinini yaşamaya çalışan bir Müslüman kadın olarak bu kitabı yazarken, ben de bu feminizm ekolü içinde yer alıyorum. Kitapta, tesettür uygulamasının daha iyi anlaşılmasının bir yolu ve ‘boyun eğen’ Müslüman kadınlara dair yaygın imajı yıkmanın bir yöntemi olarak, Kanada’nın Toronto şehrinde yaşayan kadınlarla yaptığım mülakatları sunacağım (bkz. İkinci Bölüm). Böyle olunca, benim temel tezim iki farklı seviyeye yönelecektir. İlerleyen sayfalarda, popüler kültürün tesettür görüşünü sarsmanın yanında, liberal feministlerin tesettürün ezici niteliğine dair anlayışlarına da meydan okumaya çalışacağım.

2 Yanıt to “Müslüman Kadınları ve Tesettürü Yeniden Düşünmek”

  1. Muhammed Şeviker Hocam ile Ankara TAA de İngilizce TOEFL kursunda tanıştık. Kendisine bir takım sorularım olcaktı. Eğer E.mail adresini veya msn adresine ulaşabilirsen onunla görüşmek isterim. Acaaba bu site onun mu merak ediyorum . Bir meselede aklıma geldi. Google da ismini tarattım. Bu site karşıma çıktı. İnşallah kendisine kısa sürede ulaşırım. Selamlar.

    Ahmet Yordam
    Bursa Mustafakemalpaşa Teknik lise ve Endüstri Meslek Lisesi
    yolyordam@hotmail.com

    web sitem:www.yolyordam.com

  2. bence said

    Muhammed Şevkier’in ismi kitabın çevirisini yapmış olmasından dolayı yukarıda geçiyor.Maalesef blog onun değil.Ancak yayınevine ulaşarak iletişim konusunda yardım görebileceğinizi düşünüyorum.

    Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
    Basın İşhanı, No:46, Asma Kat, Cağaloğlu, İstanbul
    Tel: (0212) 514 6063 – 511 7141 Fax: (0212) 514 6063
    E-mail: karakalem@karakalem.net

    Yukarıda sözü edilen kitap bu yayınevinden çıkmış olduğu için sanırım onlarda iletişime geçebileceğiniz bir mail adresi bulunabilir.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: