bence…

hayata dair herşey…

Namaz-2

Posted by bence Aralık 2, 2006

AMA OLMUYOR. OTURDUĞUN yere çakılı kalıyorsun. Hoyrat bir el tutuyor seni. Ne kadar çok hoyrat eller var değil mi?

Kalbin ne kadar arzuluyor secdeyi. Ancak bu arzu sana kadar ulaşamıyor. Ulaşsa bile cılız ve güçsüz bir sesten öteye gidemiyor. Kalbinle aranda ses geçirmez bir duvar mı var dedin? Belki. Belki başka şeyler. Bilemiyorum. Cansız ve sönmüş bir bedenin içinde hayat bulmaya çalışıyorsun öyle mi?

Durmalısın önce. Sakinleşmelisin. Ne kendi üzerine silahı doğrultup canını yakmalısın ne de bahanelere sığınmalısın. İnsan kendini anlayabilmeli değil mi? Tamam. Duracağına söz vermen sevindirdi beni.

Melekler kalbine dokunamıyor diye üzülüyorsun. Meleklerin kalakaldığını hissediyorsun. Ağlayabilseler ağlayacaklar. Senin için ağlayacaklar. En derin acıyı çekecekler senin için. Sana dünyanın en değerli armağanını-Ona yaklaşma hissini kalbine bırakamadıklarından dolayı üzgünler. Sende mi üzgünsün? Farkındayım üzgün olduğunun. Meleklerin yerine sen ağlıyorsun.

Son bir gayret gösteremez misin? Onun için bunun yapamaz mısın?

Secdeye varmak için içinde en ufak bir istek yok öyle mi? Secdeye varmak için kalbinin bunu tam tamına istemesi gerektiğine mi inanıyorsun? Kalbin önce Ona yakınlık hissetmeli ve sonra bu seni secdeye götürmeli diye mi düşünüyorsun?

Secdeye varmak için böyle bir istek olması gerekli mi diye düşündün mü hiç peki? Düşünmedim mi diyorsun? Tahmin etmiştim.

Zhinine bir çok amalar geliyor. Eskiden secdeye varırken içinde büyük bir zevk mi vardı? Anladım. Büyük bir hazla secdeye varıyordun eskiden. İçinde büyük bir lezzet duyuyordun. Kalbini Ona yakın hissediyordun. Şimdi secdeye varmak içinde ne bir istek var, ne bir haz var. Tüm lezzetini yitirdi kalbin. Hatta sadece secdeye değil, hayata karşı yitirdi. Yaşama lezzeti içindeki çölde kurudu gitti.

Öyle yorgunsun ki. Saatlerden beri açsın. Yorgunluğundan kendine yemek bile hazırlayamamışsın. Yalnızsın. Burnuna bir yanık kokusu geliyor. Ocakta unuttuğun çaydanlık geliyor aklına. Yana yana kül olmuş çaydanlık imgesi geliyor zihnine. İçine bir endişe düşüyor. Ya ateş ocağın yanındaki perdeye sıçrarsa. Birden hayaline evin cayır cayır yandığı imgesi düşüyor. Yatağından fırlıyorsun. Bitkinliğini unutuyorsun. Bedeninini ve ruhunu ele geçirmiş yorgunluğu, halsizliği, bitkinliği, isteksizliği unutuyorsun. Bir tehlikeyi önleme isteğin tüm bedenine canlılık kazandırıyor. Mutfağa gidiyorsun. Ocağı söndürüyorsun. Çaydanlık simsiyah olmuş. İçin ferahlıyor. Ateş perdeye sıçramamış. Bir yangını önlemenin ferahlığı doluyor yüreğine. Anlayamadığın bir zindelik geliyor üzerine. Şaşırıyorsun.

Uyanıyorsun.

Gördüğünün bir düş olduğunu anlıyorsun. Saatine bakıyorsun. Gece yarısı olmuş. Seni uyandıranın bir melek olduğunu anlıyorsun. Ne güzel. Bir melek tarafından uyandırılmak. Kulağa ne hoş geliyor. Sanki melek kalbine şöyle sesleniyor: “Hadi kalk. Kendi aleyhine yaktığın ateşi namaz için kalkarak söndür.”(1) Bu rüyayı böyle yorumluyorsun. Bence de. Yorumuna katılıyorum.

İçinde hala bir istek yok. Arzu yok. Bedenin yorgun. Ama kalbinde yangın var.

Biliyor musun? İçinde hiç bir istek, arzu, haz, lezzet yoksa; işte şimdi özellikle secdeye varacaksın. Özellikle şimdi. Bu fırsatı kaçırmıyacaksın. İşte şimdi secdenin zirvesinde olacaksın.

Şaşırdın mı? Biliyordum şaşıracağını. Seni secdeden alıkoyacak hoyrat el bunu ne kadar çok kullandı değil mi? Haz alamıyorsan, içinde bir arzu ve istek yoksa, secdeye varmak duygularında bir anlam ifade etmiyorsa orada ne işin var diyor değil mi? Hatta isteksizce yapılan bir secdeden Onun razı olmayacağını damı düşündün? Ne kadar çok hoyrat sesler var içimizde.

Belkide yaşadığın kötü şeylerden dolayı secdeye varmaya kendini layık görmüyorsun. Tahminim doğru çıktı mı? Hangi insan secdeye layık olduğu için varır ki? Secdeye Ona layık olabilmek için varmaz mıyız? Bir kere de böyle düşünecek misin?

Onun “Secde et ve yaklaş” demesini bir kere daha düşünebilir miyiz? Bak şimdi farkettim ben de birden. Rab önce yaklaş demiyor değil mi? Kalbinde secdeye varmak için ne bir yakınlık, ne bir istek, bir lezzet bekliyor senden. Tersine önce secde bekliyor. Sonra yakınlaşma geliyor dikkat ettiysen.

İçinde hiç bir istek yokken bile, hiç bir haz almıyorken bile secdedeysen, Onu ne kadar memnun ediyorsun. Biliyor musun? Haz almak için değil. Lezzet duymak için değil. Rahatlamak için değil. Tüm isteksizliğine rağmen sadece ve sadece Onun için secdeye varabilirsin artık.

Zevk alıyor muyum diye, Ona şu an yakınmıyım diye de kendini sorgulamıyorsun. Alnın orada olması yetecek sana. İnan bak. Kalbini rahat bırak yeter. Kalbinin içini kurcalamıyorsun. Orada istek, lezzet, arzu olup olmadığını yoklamıyorsun. Kalbin kendi kararını kendi verecek.

İnsan kalbini kurcalamamalı değil mi? .

Kalbinin ateşini secde yatıştıracak. Yatışmış bir kalple secdeye varmak değil artık amacın. Çok iyi bir haber bu. Bunu duymak gerçekten güzel bir haber.

Hangi itfaiyeci ateşi söndürürken zevk alır ki? Ateş kadar ateşi söndürmek te yakıcıdır. Namaz içindeki ateşi söndürme eylemiyse bu zevk alınacak bir eylem değildir illa da. Rabbin kimi zaman zevk verir kimi zaman vermez. Bu kararı Ona bırakıyorsun artık değil mi?

İçindeki tüm isteksizliğe rağmen. Hiç zevk almasan da. Çok zor gelse de. İnsan kalkmalı ve içindeki ateşi söndürmeli. Ateşi söndürme eylemi ateşe maruz kalmak kadar meşakkatli ve zordur. Her zorluğun içinde ise bir kolaylık vardır.

Şimdi Onu sevindirdin işte. Şimdi melekler seni alkışladı. Ve Ona haber götürmek için semaya yükseliyorlar melekler şimdi(2) . Hatta evren bile sevindi belki. Kimbilir. Hayır kimbilir değil. Melekler sevindiyse evren neden sevinmesin? Aya mı bakıyorsun? Tebessüm ediyor mu dedin? Sana mı? Bence de.

Alnın secdede. O bu davranışından razı.

İnsan başka ne isteyebilir ki? Bir de sen Ondan razı olduktan sonra.

Mustafa Ulusoy
Karakalem

Şüphesiz Allah Tealanın her namaz vaktinde, şöyle seslenen bir meleği vardır: “Ey ademoğulları! Kendi aleyhinize yaktığınız ateşi (namaz için) kalkarak söndürün!” Büyük Hadis Külliyatı. Cem’u” l Fevaid. Rudani. Cild 1. 933 nolu hadis.

“Gece melekleri ile gündüz melekleri nöbetleşe sizinle beraber bulunurlar. Bunlar sabah ve ikindi namazında buluşurlar. Sonra sizi geceleyin gözleyen melekler yukarıya yükselirler. Sizi onlardan daha iyi bilen (Allah) sorar: “Kullarımı nasıl bıraktınız?” cevap verirler: “Onları namaz kılarken bıraktık, vardığımızda yine namaz kılıyorlardı” Büyük Hadis Külliyatı. Cem’u” l Fevaid. Rudani. Cild 1. 938 nolu hadis.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: