bence…

hayata dair herşey…

Binbir Gece Nasıl Binbir Heceye Bölünür? ‘Ahlaksız Teklif’ Neyimiz Olur?

Posted by bence Aralık 3, 2006

George Orwell 1984 adlı romanında devletin bireyin hayatına el koymasını anlatır. Evlere yerleştirilen ekranlarla birey sürekli gözetim altındadır. Ekran tarafından kuşatılan kişileri yönlendirmek, günlük yaşantılarına müdahale etmek, davranış ve zihinlerine yön vermek çocuk oyuncağıdır. Kişileri istediklerine inandırmak için geçmiş sürekli güncellenerek değiştirilir. Kimlik sahibi olma hakkı bireyin elinden alınmış toplum birörnek bireyler haline dönüştürülmüştür. Birörnek olmayı reddeden Düşünce Polisi tarafından götürülmektedir. Gözetim başlı başına bir iktidar kaynağıdır.

Henüz romanda bahsedildiği şekilde gözetlenmiyoruz. Belki de gözetleniyoruz ama farkında değiliz.

BBG programlarıyla gözetleme ve gözetlenme hak olarak tanındı. Gözetlenmek isteyenler her tarafı kameralarla kaplı bir mekanda yaşamayı kabul ederken, gözetlemek isteyenler ekran başında yerlerini aldılar. Aslında her iki tarafı da gözetim altında tutan Orwell’in romanındaki düşünce polislerine karşılık gelen programın yapımcılarıydı. Yaptıkları kurgular ve öne çıkardıkları olaylarla içerde yaşayanlara müdahale ederken, taraf olmak durumunda bırakarak izleyicilere de müdahale etmeye başladılar. Sadece izlemek yetmiyordu. Israrla kim haklı sorusuyla manüpüle edilen izleyici taraf olmaya davet ediliyordu. Taraftar olma üzerinden kimlik sahibi olmaya çağrılıyordu.

Özel televizyonların günlük hayatı istila etmesiyle erkekler futbol maçlarıyla ekrana bağlanırken kadın izleyiciler için pembe diziler uygun bulunmuştu. Yaşantısını bu dizilere göre programlayan, çay saatlerinde dizi kahramanlarına ne olacağı üzerinden yapılan sohbetlerle ısınma turu yaşandı.

Pembe diziler miyadını doldurup ekranlar yerli dizilere kalınca ‘özel hayat ticareti’ yapan magazin programları tavan yaptı. Mankenler, dizi oyuncuları derken ‘sansasyon’ sıkıntısı yaşanınca, BBG tarzı programlar kendi starlarını üretmeye başladı. BBG ve türevleri magazin programlarına malzeme olurken sabah programlarının ana yemeği haline geldi.

Ard arda yapılan BBG’ler, peşinden gelen evlenme, gelin kaynana programları… Özneler değişti ama taraf olan seyirciler değişmedi.Erkeklerin tuttuğu takımla var olduğu bir devirde, ağızlarını açtıklarında eşleri tarafından dırdır yapmakla suçlanan kadınlara ilaç gibi geldi ‘taraf’ olmak. Birini tutarken diğerini suçlamak, eleştirmek.Nitekim amaca ulaşıldı ve zincirleme taraftarlık dönemi başladı.

Son günlerde gözetleme olayı yeni bir boyut kazandı. Ekran özel hayatını projelendirenlerin çöplüğüne döndü. Bir zamanlar gazete köşelerinde başlayan ‘proje’ hayatlar artık ekranlarda. Özel hayatını anlatmak değil bilakis ekranlar önünde yaşamak revaçta. Kadrolu konuklar çıplak gözle, ekran başındakiler kadrolu konukların bakış açısıyla katılıyorlar bu komediye.

Bu tür programları sadece nefret/sevgi düzleminde izlemek mümkün oluyor. Birini sevmeden ya da nefret etmeden saatler boyu gözü ekrandan ayırmamak mümkün değil. Yapımcıların keşfettiği de buydu işte. Sevmek ve nefret reytingi olan iki duygu. Her ikisi de şiddet içeriyor. Sevdiği birini savunurken de nefret ettiği birini eleştirirken de aynı şiddet dilini kullanıyor izleyici.

Son dönemde düşünce polisi yapımcılar diziler içinde aynı yöntemi kullanmayı keşfetti. Kurtlar Vadisi yayınlanırken Alaaddin Çakıcı dizideki Çakır benim beni de Çakır gibi öldürecekler açıklamasını yaptıktan sonra bir anda bütün dikkatler diziye çevrilmişti. O ana kadar ortalama bir reytingle yoluna devam eden dizi, hakkında yapılan konuşmalarla reytingine reyting katmaya başladı. Ekranların fenomeni diye adlandırılan Aliye için de benzer bir süreç yaşandı. Bir anda magazin basınına düşen şöhretler gerçek Aliye benim şeklinde açıklamalar yapınca dikkatler dizide yoğunlaştı.Sadece hikaye anlatmak değil aynı zamanda magazin basınına malzeme vermek gerekiyordu.

Bu keşif son olarak yayına giren Binbir Gece adlı dizi için sahneye kondu. Binbir Gece malzeme olmayı değil gündem yaratmayı tercih etti. Hem de ilk bölümden matematik hesapları yapılmış oldukça stratejik bir yöntemle. Çocuğu lösemi hastası olan dul bir genç kadının çocuğunu yaşatma sınavıydı konusu. İlik nakli için gerekli olan ikiyüzbin dolar parayı bulmak için önce kayınpederine sonra bankaya giden genç kadının çaresizliği.Buraya kadar herşey normal. Çünkü Binbir Gece sadece bir dizi.Fakat ilk bölümün finalinde patronundan genç kadına yapılan ahlaksız teklif magazin basını tarafından manüpüle edilmeye başlandı. Aliye’de olduğu gibi magazin şöhretleri bana da ahlaksız teklif yapılmıştı diye patır patır döküldü. Filmdeki çarpıklık ‘mutlaka yapılması gereken oymuş’ gibi gösteriliyor. Gazete manşetleri aracılığıyla gerçek hayata taşınıyor. Filmin başrol oyuncusu anne olsam bende yapardım diyor. Kadın şöhretlere böyle bir durumda siz olsaydınız kabul eder miydiniz diye soruluyor. İşin içinde çocuk olunca akan sular durur modunda evet cevabı veriliyor. Alkışlar eşliğinde ahlaksızlık yüceltiliyor. ‘Ahlaksız Teklif’e evet diyen biri ideal anne ilan edilip, rol model oluyor. Yabancı bir filmin aynı zamanda ismi de olan ‘Ahlaksız Teklif’ ahlak boyutundan hızla uzaklaştırıyor.

Roman okurken, masal dinlerken ne kadar içine girilirse girilsin mesafe konabilir ve korunabilir. Bittikten sonra kişi iyisiyle kötüsüyle kendi değerlendirmesini yapar. Aslında her masal her roman farklı bir yolculuğa farklı bir sonuca taşır okuyucusunu. Okuyan okuduklarının kendine kattıklarıyla birey olmayı sürdürür.

Eskiden yeşilçam filmlerini izlerken sürekli o sadece bir film açıklamasıyla karşı karşıya kalan seyirci son yıllarda ne dizileri ne programları sadece seyirci olarak izleyemiyor. Belli bir mesafeden izlemesine izin verilmediği gibi bir şekilde olayın içine dahil ediliyor.Sanal bir dünyada, gerçeklerden uzak sanki gerçek oymuş gibi.
Sema Karabıyık

3 Yanıt to “Binbir Gece Nasıl Binbir Heceye Bölünür? ‘Ahlaksız Teklif’ Neyimiz Olur?”

  1. melda said

    binbirgece de şehrazat bir numara ve en önemlisi bir anne rol bile olsa üzerine çok gidilmekte

  2. Acaba hani senaryo ya…
    Aynı teklifi kadın sözkonusu erkeğe yapsaydı bir geceliğine benim kayınpederle ne dersin… diye.
    yapılamazmı senaryo bu bu ya…
    düşün 150 bin döl_ar var ucunda diye…
    Bak bakalım mesele tersinden düzelirmi düzelmez mi hele gardaşlar…

    yakında onada başlarlarsa hiç şaşırmayalım….

    Kadınları kullanan zihniyet değişikliğin kölesi olduğu middetçe erkeklerin işi daha da vahim…

    teklif kadınlara yapılmıyorki…

    geyik geyik seyredipte …kafasında güya kendini o rol budalası aliye artığının yerine koyanlara yapılıyor…

    birde o dizide ölen bir adam var çocuğun babası o neden sorulmaz ki?

    neden sizde erkenden ölebilirsiniz? onun bunun yatağına 150 bin döl_ar ları teklif edeceklerine

    150 bin kez öl_ar, Öl_ar dirilir mi dirilmezmi o zamanda gelecek elbet….

  3. seda said

    bergüzar korel gibi herkes güzel oabilse dizi muhteşem ner dava açayolar bunlar kurtlar vadisine açmayın buna açın neala tmcnin dizileri ve sanatçıları çok super binbir gecem bergüzar korel çok güzel erkek olsaydım keşke ya

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: