bence…

hayata dair herşey…

Genetik tohum yasası Türklerin ve Türkiye’nin sonu olabilir

Posted by bence Aralık 12, 2006

Son çıkan tohum yasasıyla, Türkiye’yi, Atatürk’ün, Gençliğe Hitabe’de uyarmış olduğu gibi gaflet, delalet ve hıyanet içinde yönetenler, Türklüğe ve Türkiye’ye son darbeyi vuruyor olabilirler. 1970’lerde tarım konusunda kendi kendine yeten ve bir tarım-hayvancılık ülkesi olan Türkiye bugün bu stratejik iki önemli unsurunu yitirmiş durumdadır. Son alınan kararlarla ve çıkarılan kanunlarla, Türkiye’nin çöküşünü hızlandırmak için elinden geleni yapanlar, Türkiye’yi Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında daha da çaresiz hale getirmeye çalışmaktadırlar. Artık Türklere ve Türkiye’ye ihanet edildiği ortadadır! Türkiye Cumhuriyeti adım adım çökertilirken, tarımı ve hayvancılığı yok edilirken, en stratejik kurumları yabancıların eline geçmiştir (Türk Telekom, Bankalar, Tüpraş vb.) .

Tarımı, hayvancılığı, ilaç sektörü olmayan ve bu konuda dışa bağımlı olan bir ülke savaşamaz, kendini savunamaz. Çökmeye ve yok olmaya mahkumdur.

Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO veya GE: Genetically Engineered) içeren tohum belki de insanlık tarihinin en büyük dramı olacaktır.

Bu sayede biyolojik ve mikrobiyolojik savaşın her türlüsü çok büyük kolaylıkla yapılabilir. Yediğiniz ekmekten, meyveden, sebzeden, içtiğiniz biraya, şaraba, meyve suyuna kadar her şey ama her şey artık genetik olarak değiştirilmiş olarak odamıza, buzdolaplarımıza girecektir. Bunun kaçınılmaz anlamı şudur:

Çocuklarınızın vücutlarını oluşturan karbonhidrat, amino asit, yağ ve diğer bileşenler bile yabancı derin devletler tarafından kontrol edilebilir!

Artık sadece beynimizin içine girmekle kalmayacaklar, bedenlerimize ve moleküllerimize kadar nüfuz edebileceklerdir. Bugün kendi halkına veya Avrupa halkına Genetik İşlenmiş yiyecekleri satamayan Amerikan ve İsrail firmaları ülkemizi yok etmeye ve çökertmeye azmetmiş başımızdaki bu yönetimlere bu tohumları satabilmektedirler. Bu tohumların hiçbiri yeterli uzun dönemli deneylerden ve testlerden geçirilmemiştir. Bunların toplumlar üzerindeki uzun süreli etkileri bilinmemektedir. Yeterli hayvan çalışmaları kesinlikle yapılmamıştır.

Genetik olarak işlenmiş yiyeceklerin (GDO’ların) özellikleri:

· Bu yiyeceklerde, basit dille anlatmak gerekirse, soyun devamını sağlayan genetik kodlar ortadan kaldırılmıştır. Bu bitkiler tohum vermemektedir. Yani bu tohumları her yıl yeniden satın almak gerekmektedir. Böylece Amerika ve İsrail’e bağımlı hale gelmek söz konusudur. Ama ayrıca bir özellikleri daha vardır, bir kez bunlara genetik manüpülasyon yapılmışsa, bu manüpulasyonun sadece tohum verme yeteneği üzerine yapılıp, yapılmadığı bilinemez. Bilemediğiniz başka pek çok gen de bu bitkilere eklenmiş olabilir, ya da zamanla eklenecektir. Yani bu bitkilerin çoğu normal görünen CANAVAR BİTKİLER olabilir.

· Bu tohumlar özel olarak bitki örtüsünün yapısını bozmak üzere kodlanmışlardır. Yani bir tarlaya ekildiğinde içerdikleri genetik bilgi sayesinde o bölgedeki bitki örtüsünü yok etmekte ve o bölgedeki diğer bitki örtüsünü belirli böcek türlerine veya mantar türlerine zayıf hale getirmektedirler. Böylece o böcek türlerini ortalığa salan (daha sonra da onları öldürmek için böcek ilaçlarını satan) dev şirketler bir kaç kez kar etmektedirler.

Örneğin GDO buğday ekilmiş bir tarlaya, bu sefer DOĞAL BUĞDAY ekmek isterseniz, toprağa karışmış olan genler nedeniyle ekeceğiniz buğday özel mantar ve böcek türlerine zayıf hale getirileceği için ürün almanız mümkün olmayacaktır.Yani bir tarlaya Genetik Olarak Değiştirilmiş tohum ekerseniz bir 50-70 yıl daha başka tohum ekemezsiniz. Böylece toprağın iç kimyasal ve genetik yapısı değiştirilmektedir. Burada genetik olarak değiştirilmiş yiyecekleri savunanlar, bu ‘canavar bitkilerin’ mikroorganizmalara karşı daha dayanıklı olduklarını ve daha fazla ürün verdiklerini söylemektedirler. Bunun doğru olup olmadığı, bilimsel olarak ispatlanmış olup olmadığı, tartışmalıdır.

· Bu tohumlar sadece üremesi durdurulmuş tohumlar değildirler. Bunlar aynı zamanda farklı genlerle yüklenmiş tohumlardır. Yani bu tohumlardan oluşacak buğdayın, elmanın, portakalın görünümleri (fenotipleri) orjinale benzese de, aynı ALIEN filmindeki gibi bunlar ‘canavar meyveler veya sebzeler’ olacaktır. Üstelik sizin sindirim sisteminize girecek, karaciğerinizde ve beyninizde depolanacaklardır. Büyümekte olan çocuklarınızın vücutları bu canavar yiyeceklerle dolacaktır. Üstelik bazı etkileri de geri dönüşsüz olabilir.
Genetik olarak işlenmiş tohumların veya bu ‘canavar-uzaylı bitkilerin’ gerçek genotipini saptayacak teknolojik imkanlar Türkiye’de olmadığı için, ne yediğiniz hiç bir zaman saptanamayacak, ama bu canavar bitki-meyvelerin etkileri yıllar ya da kuşaklar sonra ortaya çıkana kadar meçhul kalacaktır. İşte 2006 yılında Türkiye’yi yönetenler Türk ırkını nasıl yok edebileceklerinin hesabını belki de çok daha önceden Küresel Elitle birlikte yaptıkları için şimdi tüm yasaları geçirmektedirler.

· Bu tohumlardan oluşacak ve gelişecek bitki örtüsü tamamen ülkeyi kaplayacak ve tüm toprağı işgal edecektir. Bu geri dönüşsüz bir olgudur ve en az 50-70 yıl bu topraklarda başka doğal bir bitki yetiştirmeniz mümkün olmayacaktır. Yani sadece beyniniz, karaciğerleriniz, kaslarınız işgal edilmekle kalmamakta, aynı zamanda da tüm topraklarınız, bitki örtünüz, ormanlarınız işgal edilmektedir.

· Bu canavar bitkiler hakkında çok az şey bilinmekte, gerçek bilgiler yabancı derin devletlerin gizli laboratuarlarında ve kasalarında saklanmaktadır. Türkiye’de son 30 yılda TÜRK ırkında kısırlık % 30-40 oranında artmıştır. Artık 6 Türk erkeğinden birisi kısırdır. Şu anda Türk ırkının yok edilmesi için zaten pek çok yöntem büyük olasılıkla kullanılmaktadır. Genetik İşlenmiş Tohumun da devreye girmesiyle, Büyük İsrail ve Büyük Kürdistan projeleri için, Türk ırkının kısırlaştırılması projesi tüm hızıyla sürecektir. ‘Türkler Uyusun da Büyüsün, Kürtler Üresin de Büyüsün’ sözü doğru hale gelmektedir.

· Türkiye’de Genetik İşlenmiş Tohumun uzun süreli etkilerini araştırabilecek bir merkez veya teknoloji yoktur. Bu konuda ses çıkaran benim gibi ulusalcı, Atatürk milliyetçisi, vatansever bilim adamlarını ise üniversitelerden atmaya, haklarında olur olmaz nedenlerle mahkemeler açarak, hayatlarını zorlaştırmaya, mahvetmeye çalışmaktadırlar. Bu konuda halkı aydınlatacak ve gerçekleri ortaya çıkaracak tüm sesler, o demokrasiyi çok seven Batı ülkeleri ve Türk hükümeti tarafından anti-demokratik olarak susturulmakta, tüm alternatifler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda uzun dönemli araştırmalar yapılmadan, bu yiyeceklerin topluma, çocuklarımıza yönelik yaygın kullanılması insanlık suçudur.

· Genetik işlenmiş tohumların oluşturacakları canavar bitkiler normal görünmelerine karşın, ne yazık ki içerecekleri ve ruhunuzun bile duymayacağı enzimler, amino asitler ve diğer genetik materyal sayesinde tüm toplumdaki insanların beyninde nörotransmitter düzeyini değiştirebilirler, gelişmekte olan çocuklarda ise nöronal ağın oluşumunu değiştirebilirler. Bu etkilerin çoğu geri dönüşümsüzdür. Bu etkiler ilk başta ortaya çıkmasa da bir kaç kuşakta ortaya çıkabilir. Bu etkilerin sonucunda tüm ırk bir kaç kuşak sonra kısırlaştırılabileceği gibi, depresyon ve zeka seviyesinde azalma, zeka geriliği, apati veya başka psikolojik, nörolojik sorunlar da oluşturulabilir.

· Teknolojinin gelişmesiye bu canavar bitkilerin içine gelecekte başka ne müdahalelerde bulunulabileceği bilinemez. Örneğin salgın bir hastalığa veya virüse karşı bu bitkileri tüketen toplumlar daha dirençsiz hale gelebilir. Zaten Round Table ve CFR’nin almış oldukları kararlara göre, böyle bir biyolojik savaşla dünya nüfusunu tüketmeye Amerikalılar ve Yahudiler karar vermişlerdir.

Son çıkarılan tohum yasası sonucunda, Türkiye’ye sokulacak ve bitki örtümüzü işgal edecek canavar tohumlar ve bitkiler aşağıdaki etkileri yapabileceklerdir:

· Toplumdaki kısırlık oranını arttırıp 5-6 kuşak sonra Türklerin sayısının azalmasına yol açabileceklerdir.

· Alerji, enfeksiyon, çok çeşitli hastalıklara yakalanma riskini o toplumun genetik yapısına özgü yöntemlerle artırabileceklerdir.

· Toplumun genetik yapısını değiştirebileceklerdir.

· Kanser riskini çok artıracaklardır . Bu da yabancı ilaç şirketlerinin işine yarayacaktır.

· İnsanlardaki zeka, düşünme, normal psikolojik denge gibi fonksiyonları olumsuz yönde etkileyeceklerdir. Toplumda, genetik bozukluklar, depresyon, psikoz, nörolojik bozuklar, zeka geriliği veya düşük zeka, hastalıklara eğilim inanılmaz düzeyde artacaktır. Bu ilk 10 yıl içinde görülmese bile, 30-50 yıl içinde kendini gösterecektir.

· Türk toplumunu yok etmek ve genetik yapısını bozmak için uzun dönemde etkisi çıkabilecek pek çok kimyasal, amino asit veya genetik materyal bu şekilde topluma enjekte edilebilecektir.

· 50-100 sene içinde Türklerin kısırlaştırılması, genetik yapılarına tesir etmek, genetik materyali bu yiyeceklerle tüm topluma yaymak, salgın hastalıklara karşı toplumu ortadan kaldırılabilir hale getirmek mümkün olacaktır.

· Bu canavar tohumlar ve canavar bitkiler nedeniyle sadece kendi bedeniniz değil, çocuklarınızın, torunlarınızın ve tüm ırkın bedeni ve beyinleri moleküler düzeyde işgal edilmektedir. Türk toplumuna ve Türk ırkına daha büyük bir ihanet olamaz.

Evet! Türk tarihinde hiçbir yönetim Türklere, Türkiye’ye ve kendi vatandaşlarına böylesine gaddar, hain ve acımasız olmamıştır. Bırakın Türk tarihini, Dünya Siyaset Tarihinde hiçbir yönetim kendi ülkesinin ulusal güvenliğinin aleyhine böylesine yoğun çalışmamıştır. Artık kim neyi beklemektedir, bu gidişe kim dur diyecektir, diyebilecek olanlar neyi beklemektedirler, bunu anlamak çok zordur. Yoksa herkes mi satılmıştır ve ülkesine ihanet etmektedir?

Bir kaç yıl daha beklenirse, Türkiye’nin ve Türklerin köleleştirilmesinin engellenmesi imkansızlaşacaktır, Türkler ve Türkiye işgal altındadır ve yok edilmektedir. Türklerin genetik yapılarına, Türk ırkına ve Türkiye’nin geleceğine müdahale söz konusudur.

Bu müdahale en ince, Derin Devlet teknolojileri, biyoteknolojiler ve sistematik gizli KARA BİLİM yöntemleri ile yapılmaktadır. Kimse demezse, artık Türk Halkı bu gidişe bir dur demelidir!

Doç. Dr. Ümit Sayın

İyibilgi

9 Yanıt to “Genetik tohum yasası Türklerin ve Türkiye’nin sonu olabilir”

  1. SEYHSAHMAR said

    Dilerim Allah tan bu şerefsizler bu dünyada da cezasız kalmasın…TÜRK MİLLETİ UYUMASIN::::Bunlara fırsat vermesi.

  2. sibel said

    ALLAH SONUMUZU HAYRA ÇIKARSIN. ÇOCUKLARIMIZ ADINA KORKUYORUM. ALIŞ VERIŞ YAPARKEN BİLE GÖNÜL RAHATLIĞLA ALIŞ VERIŞ YAPAMIYORUM. MUTLAKA İÇİNDEKİLER BÖLUMUNU OKUYORUM.
    NE GÜNLERE KALDIK

  3. ismet said

    verdiğiniz bilgilerin doğruluğunu denetleme inkânina sahip deyilim ama buda bir yana türklere ve müslümanlara düşmanlık yapılmayacağını düşünemem belirttikleriniz in olabileceğine inanıyorum fakat hangi siyasi kadro kim bu gidişe hangi kadro ile hangi gerçekçi proje ile karşı çıka bilir yani bu sorun acaba bir iktidar sorunumu yoksa hagi iktidar gelirse gelsin bilimsel gelriliğimizin kaçınılmaz güçsüz lüğü ve kader gibi bir sonucumu tespitlerinizin sizi kızdırmaması mümkün değil ama kızgınlıklar ne fayda getirecek çözüm için geçekçi bi yol varmı yoksa saadece milliyetçilikle vatan sevgisiyle herşey yoluna girebilirmi vatandaş olaak kafamda somut olabilir yani mümkün bir fikir olmasını isterdim.

  4. nermin kayalı said

    Bizim başımızda olan devlet adamları uyumasın. Biz halk olarak
    zaten yabancı firmalara karşı uyandık.Sözde uyanık işadamlarımız Türklere ait ucuz ve kaliteli marketleri yabancılara satmaktan vazgeçsinler.Çünkü artık kendileri de bu marketlerde sağlıklı Türk ürünü bulamayacaklar,hastalanacaklar. Aldıkları parayı da yiyemeyecekler çünkü onu da iyileşebilmek adına aynı yabancılara geri verecekler. Türkler bu kadar mı aptal.Kendinize gelin…….

  5. Ey TÜRK PATRONLARI yok mu içinizde akıllı.
    Türkler bu kadar da aptal olamaz ya…

  6. türkçelif said

    neler oluyor güzel ülkemde herkes dur diye bağırıyor fakat kimse birşey yapamıyor herkesin fikri var ama kimse ne yapacağığını nereden başlayacağını bilmiyor şu yazılanların kime ne faydası var acaba kuru gürültü derler ya o bile yok… sessiz sedasız türkiyem çöküyor.. güzel ülkem çöktükçe biz bakıyoruz biz baktıkça o çöküyor ..bu yasayı çıkaranlar hiç mi bilmez ne yaptıklarını hiç mi danışmazlar bir bilene ya da danıştıkları da mı bilmez hiçbirşeyi..bir hakimiyet kayıtsız şartsız yabancılara bu kadar kolay alenen milletin gözü önünde bağıra bağıra nasıl teslim edilebiliyor? kim uyandıracak gaflet uykusudan YÜCE TÜRK MİLLETİNİ..?!

  7. bu nedir?!!!!!!! said

    bu çok dehşetli bir durum.babam gayet gündemi iyi takip eden biri olmasına ramen genetik tohum yasası hakkında en ufak bilgisi haberi olmadığını söyleyince eyvah dedim yani bu yasadan habersiz çok insan var demektir bu ülkede lütfen çevremizi aydınlatalım.anlamıyorum eğer bu derece tehlikeliyse bu yasa neden türkiye cumhuriyeti meclisinde halkın seçtiği bu insanlar tarafından gözlerini dahi kırpmadan kabul edilebildi.bunun mantıklı bir açıklaması olmalı.önce hükümeti karalak için bunların uydurulduğu şüphesi hasıl oldu fakat tabiatın dengesiyle oynamak Allah’ın işine karışmak çok büyük riskleri beraberinde getireceği bir gerçek.peki ne yapılabilir.ne yapabiliriz.

  8. zarki said

    Amerikan emperyalizminin nesini seveceğim sevmediğim gibi Onunu Vietnam kancığı olduğunu orda çocukları öldürmedimi öldürdü Kerkükte Televarde çocuklarımızı bombalamadımı
    Guantoma denilen insanlığın yüz karası yerde bi bakın sadece Müslümanlar var başka bi dinden ve inanç gurubundan başka hiç kimse yok ben bu emperyalizm neyini seveceğim tekrar başımıza çuvalmı geçirelim bunun neyini seveceğim sevmediğim gibide……devamlı söğeçeğim..
    Büyükelçi Ross Wilson 18 Nisan’da ziyaret ettiği MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye Türkiye’deki ABD karşıtlığı ile yükselen milliyetçi akımların nedenlerini sordu Bahçeli’nin yanıtı kısa ve net oldu: Bunun nedenini Kuzey Irak, PKK, Kerkük konularındaki politikalarınızda arayın. Çuval olayı halkımızı derinden yaraladı

  9. hakan taşcı said

    bu kadar sessiz sedasız çıkarılan yasalar sadece bu kadar mı acaba.gündemimizi farklı şeylerlemeşgul ederken saman altından su yürütmek deyimini tam layıkıyla gerçekleştiriyorlar.umarım biz yanılıyoruzdur ve bu tohum zannedildiği kadar kötü değildir

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: