bence…

hayata dair herşey…

Archive for Şubat 2007

Hocalı Katliamı

Posted by bence Şubat 26, 2007

Reklamlar

Posted in aklıma gelenler, demedi demeyin | 2 Comments »

Starbucks

Posted by bence Şubat 17, 2007

starbucks.jpg

Starbucks Coffee Stores’un bugün CEO’su olan Howard Schultz’un kaleminden yayınlanan bir belgeden esinlenerek kaleme aldığımız aşağıdaki mesajımız, kendisini Müslüman olarak nitelendiren ve bilerek veya bilmeyerek bu kahve mağazalarının müdavimi olmuş bütün kardeşlerimizi kapsamaktadır.

Starbucks’ın Değerli Müslüman Müşterileri (!)

Dünya çapında 90.000’in üzerinde çalışanı, 9.700 tane mağaza ve haftalık 33 milyon müşteri hacmiyle Starbucks firmasına yıllık 6.4 milyar dolar kar ettirdiğiniz için ne kadar sevinseniz azdır. İçtiğiniz her bir fincan (latte ve macchiato) ABD ve İsrail arasındaki bozulmaz dostluğa ve yakın ittifakına katkıda bulunmaktadır. Bu dostluğun bir nişanesi olarak firma yetkilisine verilen, “50 yıllık İsrail Siyonist Dostu Ödülü” bu yönden siz Müslümanlar için çok derin manalar ifade etmelidir. Bu ödül, İsrail’in uzun yıllar, halkla ilişkiler ve ticari firmalarla olan bağlarını güçlendirmek ve onları teşvik etmek için kullandığı bir ödüldür.

Gelelim Starbucks yöneticilerine bu ödülü kazandıran nedenlere… Yazının devamını oku »

Posted in demedi demeyin | 2 Comments »

Yaşasın tereyağı!

Posted by bence Şubat 17, 2007

Takke düştü, margarin göründü, bir nesil margarinle çürüdü! Artık gönül rahatlığıyla tereyağı yiyebilirsiniz. Kalp hastalarına uzun yıllardır yasaklı tereyağı aklandı! Kalbe zarar veren asıl suçlu ise teşhis edildi.

iyibilgi özel

Hangi yağ daha sağlıklı? Bitmek bilmeyen bir tartışma bu. 90 yaşına kadar kuyrukyağı, tereyağı yiyen dedelere mi inanmak lazım, hayvansal yağlar kolesterol yapar diyerek doktorları, dernekleri dahi etkilemiş olan margarin lobisine mi?

Margarin kuşağı

Türk mutfağı uzun yıllardır margarin istilası altında. Margarinin ülkemize giriş hikayesi 28.03.2004 tarihli Sabah gazetesinde şu sözlerle anlatılıyor: Yazının devamını oku »

Posted in demedi demeyin, sağlık | 2 Comments »

Zihinsel soykırım!

Posted by bence Şubat 8, 2007

Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen

İçinde yaşadığımız akvaryumun suyu olan yaşam tarzını kirleten kaynakları temizlemeden sağlıklı bir hayat yaşamak mümkün değildir.

Bu kaynaklar; ülkeyi çöplüğe çeviren çevre savaşı, toplumun yaşam tarzını yozlaştırıp çürüten medya savaşı, beyinleri işgal ederek küresel yaşam tarzını dayatan zihinsel savaş, vücudumuzu şişiren boyalı sıvı ve içkileri dayatan su savaşı, Türk toplumunu hasta ederek kırmayı amaçlayan sağlık savaşı, bilimsel yozlaşmaya yol açan bilim savaşıdır.

Bunlardan belki de en önemlisi, zihinsel savaşın yol açtığı zihinsel kirlenmedir.

Zihinsel savaşın amacı insan zihnini ele geçirmektir. İnsan ve toplumun yaşam tarzını kurgulamanın en kestirme yolu budur. Bu yöntemin en etkili olduğu zaman ise bebeklik dönemidir.

Algılamaya henüz yeni başlayan bebeklere, ilk tanıması istenen nesneler, sevgi ve güven sözcükleri içine gizlenerek reklâm, çizgi filmler ve çocuk programlarıyla sunulur.

Bu şekilde çocuğun zihinsel bariyerleri kolayca geçilerek sigaradan cep telefonuna, janjanlı şeylerden kolalı içkilere kadar yaşam tarzına girmesi istenen her şey, ilk algılanan nesneler olarak körpe beyinlerine kök hücre nakli gibi ekilir. Yazının devamını oku »

Posted in demedi demeyin | 16 Comments »

Ayetler ve İbretler

Posted by bence Şubat 8, 2007

kpk212.jpg

“Bâtıla dalanlarla biz de dalıp gitmiştik.”
Müddessir Sûresi, 74:45

ÖNCESİ ve sonrasıyla, bu âyet, Cehennem ehlinin hüsran dolu itiraflarından birini, bir müthiş ibret tablosu olarak dikkatimize sunuyor.

Bu sözler, kıyamet gününde “Yaptığınız hangi iş sizi bu ateşe soktu?” şeklindeki soruya Cehennem ehlinin verdiği cevap içinde yer almaktadır. Bu sözleri de içeren cevaplar, Müddessir Sûresinin 43-46. âyetlerinde dört madde halinde sıralanıyor:

Derler ki: “Biz namaz kılmazdık.
“Yoksulları doyurmazdık.
“Bâtıla dalanlarla biz de dalıp gitmiştik.
“Hesap gününü de yalanlıyorduk.”

Sayılan suçlar arasında “batıla dalanlarla beraber dalıp gitme, özel bir şekilde üzerinde durulmayı gerektiriyor. Çünkü bu fiilde, diğer bütün suçlara, hattâ daha da fazlasına yol açabilecek bir potansiyel saklıdır. Yazının devamını oku »

Posted in kitap dünyası | Leave a Comment »

Dişilere Tapanlar

Posted by bence Şubat 8, 2007

Ümit Şimşek

KUR’ÂN’IN âyetleri henüz inmiş gibi okunduğunda, pek çok defalar insanın “Tam da bugünü tasvir ediyor” diyeceği gelir; âyetin daha başka zamanlarla ilgisi, okuyucunun gözünde, bu zamana nispetle pek sönük kalır. Bu âyetin de zamanımızla ilgisi o kadar aşikârdır ki, sanki bugün nazil olmuş gibi bize sesleniyor, geçmiş asırlardan çok modern zamanları tasvir ediyor gibidir.

Gerçi her zamanın Kur’ân âyetlerinden bir payı vardır. Mekke müşrikleri de taptıkları putları dişi olarak tasavvur etmek ve onlara dişi isimleri vermek suretiyle, bu âyetin çizdiği tablo içinde yer alıyorlardı. Halbuki onlar kadına değer veren kimseler de değillerdi. Kadın onlar için bir güçsüzlük simgesi, kız çocuğuna sahip olmak ise bir utanç vesilesiydi. Gerçek hayatta kadını böylesine aşağılayan bir toplumun kendi elleriyle icad ettikleri sözümona tanrılara dişi isimleri verip de onlara tapmaları, dua etmeleri, yalvarmaları, kendileri hesabına ne kadar aşağılayıcı bir durumdur! İşte bu, onlara Şeytanın giydirdiği bir külâhtır ki, bu âyetin devamındaki âyetlerde de anlatıldığı gibi, Şeytan, insan neslinden intikamını böylece almaktadır.

Gelelim günümüze: Yazının devamını oku »

Posted in dergilerim | Leave a Comment »

DOMUZ KILI VE FIRÇALAR

Posted by bence Şubat 4, 2007

Geçenlerde İstanbul’da Nalburiye Fuarı vardı. Fırça üreticileri ile yapılan görüşmeler domuz kılı olayını bütün vahameti ile bir kere daha ortaya çıkarttı. Bu sebeple, domuz kılı ve fırçalar konusunu tekrar gündeme taşımak ihtiyacını duyduk.

Fırça deyip hemen geçmeyin, günlük hayatımızda çok yönlü yer alan bir eşya. Dişlerimiz için diş fırçası, elbisemiz için elbise fırçası, ayakkabımız için ayakkabı fırçası, sakal tıraşımız için sakal fırçası, saç tıraşımız için berber fırçası, badana için badana fırçası, yağlı boyamız için boya fırçası, ev temizliği için temizlik fırçası, hamur işlerimizin yüzlerine yağ ve yumurta sürmek icin yağlama fırçası, hanımlar için rimel fırçası, oje fırçası….

Ülkemizde firça üretimi için at kılı, keçi kılı, sansar kılı, plastik lifler ve maalesef çogunlukta ise domuz kılı kullanılmaktadir.

Fuara katılan ve Müsluman olduklarını ifade eden, bazı firça üretici firmaların yetkilileri ile yaptığımız görüsmeleri özetlersek: Yazının devamını oku »

Posted in demedi demeyin | 15 Comments »

CAM TAVAN SENDROMU

Posted by bence Şubat 4, 2007

Bir Şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir Şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar”
Dr. David J. Schwartz

Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.
Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.

Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.

Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Yazının devamını oku »

Posted in demedi demeyin | Leave a Comment »

Derin korku!

Posted by bence Şubat 4, 2007

Onlar ve biz… Kimdir onlar, bize benzemeyenler midir? Biz kimiz peki… Durduğumuz yere göre değişen bu sorunun cevabı nasıl şekillenir? Kültür, din, etnisite ve en önemlisi yaşam tarzı, iletişim dili, görünüm, hangisidir en temel kriter?

Uzun süre televizyon programları yaptığım için bilirim. Türkiye’de en zayıf bırakılmış alanlardan birisidir sosyoloji. Türkiye’de de bu alanda uzmanlaşmış kişilerin sayısı üç-beş kişiyi geçmez. Onlarda zaten temsil ettikleri sınıfın gözünden sosyolojik analizlerini yaparlar. Burada Erol Güngör’ü rahmetle anmak ve belki de yeniden okumak gerekir. Yaşasaydı bu sorulara acaba ne cevaplar verirdi?

Bu sorulara Avrupa’da cevap arayan Türk sosyolog Ayşe Güveli Hollanda’da Nijmagen üniversitesinde iken Avrupa’daki yeni oluşan sınıfları araştırmıştı. Bulguları dünyadaki yeni imtiyazlı sınıfın sol-entelektüeller olduğu şeklindeydi. Mesela bizde sınıf analizleri yapılacak olsa acaba imtiyazlı sınıflar kimler çıkar?

“Kültürel birikimlere, inançlara, değerlere boş ver sadece görünüme bak”, pompasının sonuçları yeni bakış açıları ile analiz arayışları içindeyken, benim aradığım açılımlar yerine klişe yargılara sahip olsa da bir sosyologun, Emre Kongar’ın yorumlarına Akşam gazetesinde Güler Kömürcü’nün yazısında rastladım: Yazının devamını oku »

Posted in gazetelerden | Leave a Comment »

Sivil Örümceğin Ağında

Posted by bence Şubat 3, 2007

kulus1.jpg

Mustafa Yıldırım

project democracy: şifre çözücü
SİVİL ÖRÜMCEĞİN AĞINDA

“Mustafa Yıldırım ‘ın dillere destan ”Sivil Örümceğin Ağında” adlı kitabının 60 sayfası Soros’un marifetlerine ayrılmış; oku oku bitmiyor, telefon rehberine benziyor, içindeki isimleri saya saya tüketemiyorsun… George Soros Türkiye’de bazı meşhur STK’leri (sivil toplum kuruluşları) besliyor, üstelik bu işin gizlisi saklısı da yok…”
İlhan Selçuk, Cumhuriyet, 21.6.2005. Yazının devamını oku »

Posted in kitap dünyası | Leave a Comment »