bence…

hayata dair herşey…

Ayetler ve İbretler

Posted by bence Şubat 8, 2007

kpk212.jpg

“Bâtıla dalanlarla biz de dalıp gitmiştik.”
Müddessir Sûresi, 74:45

ÖNCESİ ve sonrasıyla, bu âyet, Cehennem ehlinin hüsran dolu itiraflarından birini, bir müthiş ibret tablosu olarak dikkatimize sunuyor.

Bu sözler, kıyamet gününde “Yaptığınız hangi iş sizi bu ateşe soktu?” şeklindeki soruya Cehennem ehlinin verdiği cevap içinde yer almaktadır. Bu sözleri de içeren cevaplar, Müddessir Sûresinin 43-46. âyetlerinde dört madde halinde sıralanıyor:

Derler ki: “Biz namaz kılmazdık.
“Yoksulları doyurmazdık.
“Bâtıla dalanlarla biz de dalıp gitmiştik.
“Hesap gününü de yalanlıyorduk.”

Sayılan suçlar arasında “batıla dalanlarla beraber dalıp gitme, özel bir şekilde üzerinde durulmayı gerektiriyor. Çünkü bu fiilde, diğer bütün suçlara, hattâ daha da fazlasına yol açabilecek bir potansiyel saklıdır. İnsan, kendisini bir defa bâtıla dalanlar arasında buldu mu, evvelce kendisine pek uzak gelen kötülükler bile zaman içinde onun için bir hayat tarzına dönüşebilir. Hesap gününün unutulması, yahut insanın onu yalanlayacak hale gelmesi de, böyle topluluklar içinde bulunmanın bir sonucundan başka birşey değildir.

Bu âyet, özellikle günümüzde çok büyük bir ciddiyetle kulak verilmeye değer bir uyarı içeriyor. Çünkü zamanımızın iletişim araçları, insanların arasındaki her türlü sınırları ve uzaklıkları kaldırıyor, bütün dünyayı bir meclis, bir topluluk haline getiriyor. Bu kadarında elbette kötü birşey yoktur. Kötülük, bu iletişim imkânlarının, büyük çoğunluğuyla, insanları bâtıla daldırmak ve boş şeylerle oyalamak için kullanılmasıyla ortaya çıkıyor.

Bugün medyanın telkinlerine, iletişim araçlarının insanlar üzerindeki etkilerine, bu etkiler altında insanların toplu bir şekilde kendilerini kaptırdığı şeylere baktığımızda, âyetin “bâtıla dalanlarla beraber boş şeylere dalmak” şeklindeki tasvirine günlük hayatımızdan örnekler bulmak hiç de zor gelmiyor.

Siz bugünkü medyanın, insanları—ekseriyet itibarıyla—boş olmayan, insan hayatını anlamlı kılan, yararlı şeylere yönlendirdiğini söyleyebilir misiniz?

Sıradan bir insanın sıradan bir gününde her taraftan maruz kaldığı telkinlerin, reklamların, kampanyaların içinde “İşte bu boş birşey değil” dedirtebilecek kaç tane hayırlı şey bulabilirsiniz?

Herhangi bir akşam, bütün bireyleriyle bir âletin karşısında oturmuş, kendilerine gösterilen renkli ve hareketli resimler karşısında saatlerini tüketen toplumların hali bu âyetin tasvir ettiği tablonun içine mi düşer, dışında mı kalır?

Şurası bir gerçek ki, bugünün dünyasında insanların büyük çoğunluğu, kendi inisiyatifleriyle belirledikleri bir hayat tarzı içinde yaşamıyor.

İnsanlara hedefler gösteriliyor ve insanlar bu hedeflerin peşine düşüyorlar.

İnsanlara oyuncaklar sunuluyor ve insanlar bu oyuncaklarla oyalanıyorlar.

İnsanlar niçin yaşadıklarını da bilmiyorlar; hattâ kendi hayatları hakkında kendi kendilerine karar vermelerini sağlayacak bir güce veya imkâna da sahip bulunmuyorlar.

Onlara, yegâne sermayeleri olan ömürlerini tüketmek için, birbiri ardınca tuzaklar sunuluyor. Ve insanlar hep birlikte bu tuzaklara atılıyorlar.

Bir hayat amacından yoksun bir şekilde, kitleler halinde o bâtıl şeyden bu bâtıl şeye telâşla koşup duruyorlar.

Hayat amacını bir yana bırakın; hayatı tüketmek bir amaç olup çıkmış! Saatleri, günleri, yılları ve ömürleri en hızlı bir şekilde, hattâ zamanın geçtiğini hiç hissettirmeyecek bir biçimde tüketebilmek, zamanın en gözde sanatı haline gelmiş bulunuyor.

Fakat zaman ne kadar hızlı tüketilirse, insanların kaçtığı âkıbet o kadar hızlı bir şekilde yaklaşıyor. Ve sonunda, hiç kimse öyle bir âkıbetten yakasını kurtaramıyor.

Böyle bir durumda, insanın, kendisini bâtıla çağıran ve ömrünü boş şeylerle tüketmeye kışkırtanlara şöyle bir soru sorma hakkı yok mudur:

“Sonuç olarak bana ne vaad ediyorsunuz?”

Ömrünü boş şeylerle tüketmiş bir insana ne bu dünyada, ne de sonrasında kimsenin vaad edebileceği birşey yoktur. Bu gerçeği bir defa kabullenmek zorundayız. Ondan sonra da, insan, hiç değilse vaktinin bir kısmını, hayatını sorgulamaya ayırmalı ve kendi hayatına kendi iradesiyle yön verebilecek hale gelmek için çalışmalıdır.

Zira âyetin ifadesi gerçekten hüsran doludur:

“Bâtıla dalanlarla biz de dalıp gitmiştik.”

Hiç kimse bu sözlerin kendi ağzından dökülen sözler olmasını istemez.

Onun için, henüz bu âlemde iken ve henüz elimizde seçme imkânı varken, insan,

(1) ömrünü nerede harcadığına,
(2) kimlerle beraber olduğuna

herşeyden ziyade dikkat etmelidir.

Çünkü riske atılan şey gelip geçici bir mal değil, insanın kendi hayatı, üstelik ebedî hayatıdır.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: