bence…

hayata dair herşey…

Archive for Mart 2007

O MÜSLÜMAN DEĞİL Mİ ?

Posted by bence Mart 18, 2007

Bir Profesör kardeşimiz anlatiyor:
””Amerika’da master yaptığım yıllarda,çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklindeydi.Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu. Yemekhanenin kapısında”Take what you need. Eat what you take” (Yiyeceğin kadar al, aldığını da ye) diye yazmakta idi.

Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşı, tabağında kalan son pirinç tanesini almaya çalışırken görünce dayanamadim ; denemek için dedim ki :

“Bir pirinç tanesi için neden bu kadar uğraşıyorsun?Bırak tabakta kalsin. “Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü:

“Her Çinli bir pirinç tanesi israf etse,Çin nüfusu ile çarp bakalım,kaç ton pirinç yapar? Biz kalabalık bir ülkeyiz,israf etme lüksümüz yoktur.” dedi.

Yine denemek için dedim ki : Yazının devamını oku »

Reklamlar

Posted in demedi demeyin | Leave a Comment »

http://www.kardesinisec.com/

Posted by bence Mart 13, 2007

BEN KİMİM, NEDEN BU SİTE ?

http://www.kardesinisec.com/

1 Ekim 1944 İzmir doğumluyum. Arkeolog olup, yıllardır fotoğraf ile uğraşıyorum. Eski bir gazeteciyim. Milliyet Gazetesi’ nde Abdi İpekçi ekolünde yetiştim. Son 25 yıldır reklam ve moda fotoğrafçısı olarak hayatımı sürdürüyorum. Stüdyom İstanbul’ da Osmanbey’ de. Usta bir fotoğrafçıyım dersem abartmış sayılmam. 15 yıldır kafamda bir coşku yaşatıyordum. Kardeşten kardeşe giden, bir dost eli olmalıdır diye düşünüyordum hep. Böylece çocukların ve gençlerin ülkelerine yabancılaşmamasını da sağlayacaktım. Sonunda bu coşku, rastlantıyla gün ışığına çıktı. Fotoğraf ağırlıklı şehir kitapları yapmaya karar vermiştim. İlk şehir olarak da kendime Diyarbakırı seçtim. Neden seçtim onu da bilmiyorum. Demek ki görev saati gelmiş… Orada kaldığım ilk altı günde, güzel vatanımın çarpıcı öbür yüzünü gördüm. Açlık ve yokluk sınırının altındaki çıplak bebeleri gördüm. Saat 11 de derste midelerini tutup açlıktan kıvranan öğrenciler gördüm. Sokaklarda artıkları yiyen çocukları gördüm…Ve 15 yıldır uygulamaya geçemiyen projem gün ışığına çıktı. Bu projede kardeşler, kardeşlerini tanıyor ve yardım birebir gönderiliyor. Para dışında her türlü yardım yapılabilir. Para hiçbir zaman amacına ulaşmıyor. Bebeden bebeye, çocuktan çocuğa ,abladan abiden, kardeşine giden bu kutsal yolda, biz sadece aracıyız. . Çocuklarım kardeşlerini bulmaya başladı.Evet onlar benim, bizim çocuklarımız. Koliler yağıyor. Açlık ve yokluk sınırının altındaki okullu çocuklar hedef kitlemiz. Hedefimiz şimdilik 100.000 çocuk…Neden daha fazlası olmasın ?

Cengiz Tünay
İskete Sok 8B D2 Şişli/ İstanbul 0212.248 47 98….. 0532 27716 13
http://www.cengiztunay.com cengiztunay@cengiztunay.com

cengiztunay@hotmail.com

Ali Tünay alitunay2@yahoo.com.tr

Posted in demedi demeyin | Leave a Comment »

Okuyucu Velinimetimizdir

Posted by bence Mart 2, 2007

iz396.gif
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu

Her şeyin birbirini tamamladığı bir dairenin içindeyiz.

Birbirini tamamlarken, hapseden aynı zamanda.

Beklerken bekleniriz.

Özlerken özleniriz. Ağlarken ağlatırız.

Bir uçtan bir uca sürer yolculuğumuz. Yazının devamını oku »

Posted in kitap dünyası | Leave a Comment »

Baş olmayı bırak, adam olmaya bak!

Posted by bence Mart 2, 2007

Bir zamanlar ‘muvaffakiyet’ diye bir sözcük kullanılırdı Türkçemizde. Nedense, şimdilerde pek iltifat görmüyor; zira eskimiş sayılıyor. Onun yerine ‘başarı’ veya “başarılı olmak” ifadeleri daha revaçta. Her fırsatta karşımıza çıkan ‘başarı’ sözcüğünün kısa bir zaman diliminde ‘muvaffakiyet’in veya “muvaffak olmak” tabirinin yerini alması aslâ bir tesadüf değil.

Zihinde değişmeler olunca, çaresiz dilde de değişmeler oluyor. Dünyaya, olaylara bakışımız, ister istemez kullandığımız ‘simge’leri de dönüştürüyor; öyle ki, ya eldekilerin içini boşaltıp onları yeni anlamlarla dolduruyor, ya da çok daha kullanışlı, elverişli yepyeni ‘simge’ler üretiyor.

Niçin ‘muvaffakiyet’ sözcüğünü ihmâl edip, yerine ‘başarı’ sözcüğünü ikame ettik dersiniz?

Sırf eskimiş olduğu için veya telâffuzu güç olduğundan mı?

Hayır! Bilâkis bu sözcük, kökü/kökeni itibariyle zihnimizle/zihniyetimizle uyuşmadığı için onu bir köşeye fırlattık. Eskiyen, gerçekte sözcüğün kendisi değil, ait olduğu dünya idi; ‘muvaffakiyet’in o dünyada işgal ettiği mevkî idi. Yazının devamını oku »

Posted in gazetelerden | Leave a Comment »

Vatansever bir öğretmenin feryadı

Posted by bence Mart 2, 2007

Ülkeler enerji için birbiriyle savaşırken biz yıllarca rüzgarı ve suyu boşa verdik. Bunların değerini yeni yeni anlamaya başladık. Bir Müslüman için farz-ı kifayeden emekli olmak mümkün değil iken biz modaya uyup emekli olduk, kahve köşelerinde pinekledik, evde eşlere yük olduk. Farzı- kifaye, birileri tarafından karşılanması gereken kamu ihtiyaçlarıdır. İçinde yaşadığımız dünyanın ve daha önce de ülkenin mahallenin, yerleşim yerinin, ülkenin ihtiyaçları varsa, bunların bir kısmı karşılanmamış duruyorsa, herhangi bir kimse de bu ihtiyaçlara el atma ve karınca kararınca karşılama imkanına sahipse -bunu yapmadığı takdirde- Allah kendisine soracak, savunması yoksa kusurunun karşılığını görecektir. Bu şuur hakim olsa hiçbir Müslüman, kendisi ve ailesi için gerekenleri yaptıktan sonra geriye kalan vaktini ve imkanını boşa geçiremez.

Neler yapabilir?

Bu sorunun cevabı bir kitap tutacak kadar uzundur, üstelik kolaydır. Burada bir okuyucunun bana yazdığı uzun mektubundan parçalar alarak güzel bir örnek sunmakla yetineceğim. Yazının devamını oku »

Posted in gazetelerden | 3 Comments »

28 Şubat’a armağan: Youtube gençliği

Posted by bence Mart 2, 2007

I-

Onlar, canımızdan özge can bildiklerimiz, yani çocuklarımız. Ninnilerle büyütmediysek de, ninni yerine tekrar tekrar servis edilen “Hababam sınıfı”yla büyüttüklerimiz.

Öğrencilik yıllarından hatıra devşirmeyi, “hayta” karakterler üzerinden bellettiklerimiz.

Tek bir karakterin “kimlik”inde evire çevire, döne döne İnek Şaban olmaya zorladıklarımız.

Önce kızar gibi yapıp:

“Türkçe’yi bozuyor Türk insanına kötü örnek oluyor”

Sonra: Yazının devamını oku »

Posted in gazetelerden | Leave a Comment »