bence…

hayata dair herşey…

Archive for the ‘genç beyinden alıntılar’ Category

Ayın iş fikirleri

Posted by bence Ekim 2, 2006

TV ekranından kumandaya tek dokunmayla seyredilebilen ev veya işyeri takip ve güvenlik sistemi.

Sıvı tuz, şeker, un.

Yolcuların deniz suyu içinde seyahat ettikleri deniz otobüsü.

Süt, mama ve suyu aynı biberonda toplayan, ayrıca kilit özelliği bulunan ikiz veya üçüz biberon.

Yağmur suyunu yere değmeden depolayıp kullanıma sunan sistem.

Belediye otobüslerinde büfe hizmetleri.

G.B.
Temmuz 2006

Reklamlar

Posted in genç beyinden alıntılar | 1 Comment »

Ayın iş fikirleri

Posted by bence Eylül 14, 2006

Bütün banka, posta çeki, sürücü belgesi, hüviyet gibi kartların işini tek karta yükleyecek sistem.
İçine bıraktığınız sütten yoğurt, peynir, kaymak, çökelek, yağ, hatta ayran üreten, hanımların mutfakta kolayca kullanabilecekleri “sütmatik”.
Uyumayan çocukların uykusunu getirecek yan etkisiz sıhhi mama.
Sıkılan yüzeyi (cam, fayans, ahşap vs.) silmeye gerek kalmadan tertemiz hale getirecek uçucu deterjan.
USB girişli cep telefonu.
Tepegöz özellikli cep telefonu.
Tekerleklerin sürtünmesinden ürettiği enerjiyle çalışabilecek araba.

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

Zor satışları kolaylaştıran incelikler

Posted by bence Eylül 13, 2006

*İşinize kalbinizle bağlı değilseniz, hedefi yakalayamazsınız.

*İnsanlar satılmaktan hoşlanmazlar ama satın almaya bayılırlar.

*İyi bir satış yaparsan iyi bir komisyon kazanırsın.İyi bir dost kazanırsan iyi bir gelecek elde edebilirsin.

*Seni sever ,sana inanır ve güvenirlerse senden birşeyler satın alabilirler.

*Bir kereliğine satmak için değil devamlı satmak için uğraşmalısınız.

*Başkaları için “en iyi” olmak istiyorsanız, önce kendiniz için “en iyi” olmalısınız.

*”Fiyat” satmaz, “ilişki” ve “değer” satar.

*Eşit şartlar altında insanlar arkadaşlarıyla iş yapmak isterler.Şartlar pek eşit değilse bile insanlar hâlâ arkadaşlarıyla iş yapmayı tercih ederler.

*İlişkilerimizin %75 i “yeni” olmalıdır.Bunun için de davet edildiğiniz her yere gidin.”En iyisi nedir?” diye sorarsanız, her yere mümkünse “önceden hazırlanarak” gitmektir.

*”Karar verici” olamayan ,”iyi bir satıcı” olamaz.

*İnsanlar bir çıkar elde edebileceklerini düşündükleri kişilerle görüşmek isterler.

*Eğer onları güldürebülürsen malını satabilirsin.İnsanla insan arasındaki en iyi yapıştırıcı mizahtır.

*”Buluşçu” ol.Buluşçuluk farklılıktır.Fark satar.

*Alıcının riskini azalt.Riski azaltıcı unsurlar geliştir.Satarsın.

*Kendi tecrübelerini anlatmaya kalkarsan bu övünme sayılır.Ama başkalarının söyledikleri iyi şeyler her zaman satılacak mal için iyi delil oluşturur.Çoğu zaman iyi bir satıcının bile satmakta zorlandığı malı bu deliller satar.

*En iyi satıcı sizin en çok memnun ettiğiniz müşterinizdir.

*Antenlerinizi açık tutun.Altıncı duyunuz sezgidir.

*Başkasının işlerine burnunuzu sokmayın.Birisi sonunda burnunuzu kıracaktır.Görünümünüzü düzeltin.

*Konuşma tarzınızı gözden geçirin.

*Rapor yazma alışkanlığı edinin.

*Davranışlarınızı kontrol edin.

*Sattığınız mal konusunda iyi bilgi sahibi olun.

*Hazırlık yapın.

*Yardıma hazır olun.

*Ölçülü şekilde esprili davranın.

*Samimi olun.

*Kazandığınız saygıyı kaybetmeyin.

*Hergün 30 dakikanızı yeni şeyler öğrenmeye ayırın.Başaracaksınız!

J.Gitomer’in Satışın Küçük Kırmızı Kitabı(Little Red Book of Selling) isimli kitabı hem Wall Street Journal hem de Business Week tarafından “en çok satan” kitaplar arasında kabul edildi.

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

Mutluluğa götüren 9 kural

Posted by bence Eylül 13, 2006

Üniversiteler ve kuruluşlarca yapılan araştırmalar sonunda iyi ve huzurlu hayata giden yolun sırları belirlendi.”The Journal of Happiness Studies” dergisine göre mutluluğa götüren 9 altın kural şöyle:

1-Dış görünüşünüzü başkalarınınkiyle karşılaştırmayın.Unutmayın, siz yağlıboya tablo değilsiniz.

2-Hırslarınıza gem vurun.Hırslandıkça mutsuzluğunuz artar.

3-Geçinecek kadar para yeter.Çok para biraz mutluluk getirir ama fazlasını veremez.Zenginlik arttıkça saadet aynı oranda artmaz.

4-Dâhi olmadığınıza üzülmeyin.Araştırmalarda fazla zekanın da mutluluk getirmediği görülüyor.

5- Mutluluk biraz da genetik.Bazı insanlar genetik olarak mutlu olmaya daha yatkınlar.

6-Evliler bekarlara göre hayattan daha çok tatmin duygusu alıyorlar.

7-Allah’a ve ahirete inanmak hayata bir amaç ve anlam kazandırır.Yalnızlık duygusunu yok eder.

8-Bencil değil cömert olun.

9-Zarafeti elden bırakmayın,kırıcı olmayın.

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

17 İngiliz kelimesine bedel!!!!

Posted by bence Eylül 13, 2006

Afyonkarahisarlılaştıramadıklarımızdan mısınız?

Aren’t you of those people whom we tried -unsuccessfully- to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

siyah adamın beyaz adama müthiş nasihatı

Posted by bence Eylül 10, 2006

SEVGİLİ BEYAZ ADAM!

*Doğarım, siyahım!
*Büyürüm, siyahım!
*Güneşlenirim, siyahım!
*Üşürüm, siyahım!
*Korkarım, siyahım!
*Hastalanırım, siyahım!
*Ve ölürüm, hala siyahım!

VE SEN BEYAZ ADAM!

*Dogarsın, pembesin!
*Büyürsün, beyazsın!
*Güneşlenirsin, kızarırsın!
*Üşürsün, morarırsın!
*Korkarsın, sararırsın!
*Hastalanırsın, yeşilsin!
*Ve ölürsün, grisin!

Hâlâ utanmadan bana RENKLİ dersin!

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

ne kadar okuyoruz?

Posted by bence Eylül 9, 2006

İsrail’de 1.169 kişiye bir kitap düşerken Almanya’da 1.022 kişiye,Japonya’da 600 kişiye,Türkiye’de 10.600 kişiye bir kitap düşüyor.
Bir Japon yılda ortalama olarak 25 kitap okurken Fransız 7 kitap ve ne yazık ki 6 Türk 1 kitap okuyor.
1970’de Türkiye’de 35.000 kitapçı varken 1995’te bu sayı 3.200’e kadar düştü.Şimdiyse 2.600 civarında.
O dönemki kitapçılar hakikaten kitap satıyorlardı.Şimdikilerse kitabın yanında kaset,oyuncak,kırtasiye ve başka şeyler de satıyorlar.

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

Yüzü olmayan adam(karamsarlara özel)

Posted by bence Eylül 9, 2006

Yıllar önce çalışkan bir adam,ailesini avantajlı iş imkanı sağlamak için Newyork’tan Avusturalya
ya götürdü.Adamın ailesinden biri sirke trapez artisti olarak katılmak veya aktör olmak tutkusu bulunan genç ve yakışıklı oğluydu.Bu genç adam zamanını sirk yada sahne işi gelene kadar kasabanın sınırındaki batı bölümünde yerel bir tersanede çalışarak geçirdi.
Bir akşam işten eve gelirken onu soymak isteyen 5 haydut tarafından saldırıya uğradı.Genç adam parasından vazgeçmek yerine onlara karşı koydu.Bununla birlikte onu kolayca altettiler ve feci şekilde dövmeyi sürdürdüler.Botlarıyla yüzünü parçaladılar ve tekmelediler,vücuduna sopalarla acımasızca vurdular ve onu ölüme terk ettiler.
Aslında polisler onu yolda uzanmış şekilde bulduklarında öldüğünü sanmışlardı.Morg yolunda polislerden biri adamın zorlukla nefes aldığını duydu ve onu hemen hastanedeki acil bölümüne götürdüler.Acilde yatarken hemşire korku içinde bu genç adamın uzun süre bir yüze sahip olamayacağını farketti.Göz yuvaları parçalanmış;kafatası,bacakları ve kolları kırılmış;burnu askıda kalmış;bütün dişleri kırılmış ve çenesi hemen hemen kafatasından ayrılmıştı.Yaşama imkanı az olmasına rağmen bir yıla yakın zamanını hastanede geçirmişti.Sonunda hastaneden ayrıldığında vücudu iyileşmişti fakat yüzü bakılamayacak kadar biçimsiz ve dehşet vericiydi.Artık herkesin imrenerek baktığı yakışıklı genç değildi.
Genç adam yeniden iş aramaya başladığında herkes tarafından geri çevrildi.Bir işveren ona sirkte “yüzü olmayan adam” adında tuhaf bir şov teklif etti ve bir süre bu işi yaptı.Olanlar boyunca o hala herkes tarafından reddediliyor,işyerinde hiç kimse onunla görüşmek istemiyordu.Genç adam intiharı düşünmüştü.Bütün bunlar 5 yılda gelişmişti.
Birgün kiliseye uğradı ve bir teselli aradı.Kiliseye girerken onu diz çökmüş, hıçkıra hıçkıra ağlarken gören rahipla karşılaştı.Rahip ona acıdı ve onu uzun uzadıya konuştukları odasına götürdü.
Rahip büyük ölçüde etkilenmişti,onun hayatını ve şahsiyetini tekrar kazanabilmesi için elinden geleni yapabileceğini söyledi.Ama genç adam iyi bir katolik olabileceğine söz verecek ve olacaktı.
Genç adam hergün ibadet için kiliseye gidiyordu ve Allah’a hayatını bağışladığı için dua ettikten sonra beyin huzurunu sağlamasını istiyor ve O’nun nezdinde iyi bir kul olması için şükran duasını ediyordu.
Rahip şahsi ilişkileri sayesinde Avusturalya’daki en iyi plastik cerrahla görüştü.Genç adam hiçbir ücret ödemeyecekti.Çünkü doktor rahibin en iyi arkadaşıydı ve genç adamdan çok etkilenmişti.Onun hayata bakış açısı muhteşemdi,bütün kötü tecrübelerine karşı mizah ve sevgi doluydu.Cerrah harika birşey başardı.En iyi diş ameliyatını onun için yaptı.Genç adam Allah’a söz verdiği herşeyi yerine getirdi.Allah da onu harika ve çok güzel bir eş,7 çocuk ve iş hayatındaki başarıyla ödüllendirdi.Bu genç adam Mel Gibson’du.
3 Ocak 1956 doğumlu Gibson.1980den beri Robyn Moore’la evli.7 çocuğu var.Hayatı “Yüzsüz Adam” filminin prodüksüyonuna ilham oldu.O hepimizi kendine imrendirdi.Cesareti olan herkese,özellikle karamsarlara örnek oldu.

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

Fuarlarda en çok ilgi gören 12 sektör

Posted by bence Eylül 9, 2006

1-Gıda ürünleri ve yan sanayii
2-Dayanıklı tüketim malları
3-Makinalar ve ekipmanları
4-Tekstil ve konfeksiyon ürünleri
5-Temizlik ve kozmetil ürünleri
6-Yapı malzemeleri ve inşaat
7-Sağlık araç ve gereçleri
8-Eğitim araç ve gereçleri
9-Enerji malzeme ve ekipmenlerı
10-Otomotiv ve otomotiv yan sanayii
11-Elektrik,elektronik,Bilgisayat
12-Telekomünikasyon ve enformasyon

Posted in genç beyinden alıntılar | Leave a Comment »

Başarının düşmanı:SİNİRLİLİK

Posted by bence Eylül 8, 2006

Çok çabuk sinirlrnen yapıya sahipseniz,dikkat!Çünkü sinirlilik tek başına ruh hastalığı değilse de önemli psikiyatrik bozuklukların habercisi olabilir.Stresli iş hayatı,mutsuz aile ortamı,sefih ve tembel yaşamak sinirliliği arttırıyor.
Kişilik yapılarıyla sinirlilik hali arasında doğrudan bağlantı var.İşte çok kolay sinirlenen 5 tip:
1-Depresyon geçirenler
2- Takıntılılar
3-Mükemmeliyetçiler
4-Şüpheciler
5-Duygularında aşırı iniş çıkış yaşayanlar.
Bunlar sinirlerine kolay hakim olamazlar.Sinirlilik hali kişiyi evlilikten iş hayatına kadar pekçok alanda başarısızlığa götürür.
Sinirli kişilerden bazıları öfkelerine hakim olmayı çok istemelerine rağmen başaramazlar.Bu yüzden öfke nöbetinin ardından büyük pişmanlık yaşarlar.Bazı tiplerse öfkeleri karşısında kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.Bu kişiler “Böyle bir olaya kızmamak olmaz ki!”,”Beni tahrik ediyorlar,hiç alttan almıyorlar!” gibi mazeretler üretirler.Çevrelerine zarar verdikleri, insanları kırıp incittikleri halde anlaşılmayı beklerler.Başkalarının duygularını anlamakta zorlanırlar.Bazı durumlarda haklı bile olsalar, tepkileri aşırıdır.Sivrisinek herkesi rahatsız eder ama asabî kişiler sivrisineğe tüfekle ateş ederler.
Sinirli insanlar evlilikleriyle de ilgili sıkıntılar yaşarlar.Sık öfkelenen bir eşe katlansanız bile ona sevginizi sürdürebilir misiniz?Sinirli ebeveynle büyüyençocukların da ruh sağlığı bundan etkilenir.Çocuğun küçük dünyasında en büyük hedefi ana-baba tarafından sevilmek,onlara kendini beğendirmektir.Sinirli ebeveyn “Ben çocuklarımı çok seviyorum” dese de önemli olan duyguların çocuk tarafından nasıl anlaşıldığıdır.
Sinirli kişilerin iş verimi de düşük olur.Sinirlilik iş verimini azaltır.Gereksiz yere strese kapılan,çarçabuk huzuru kaçan,insanların kalbini kıran birinin iş hayatında doğru adımlar atması zordur.Öte yandan pek çok başarılı iş adamı ve yönetici de sinirliliğiyle meşhurdur.Bunun sebebi şudur:İş hayatında insanı başarılı
kılan titizlik,mükemmeliyetçilik,hata kabul etmeme,hırs,yenilgiyi kabullenememe gibi kişilik özellikleri aynı zamanda sinir sahibi yapar.
Bazı ruh hastalıkları ve kişilik yapıları kişiyi sinirli yapar.Depresyon geçirenler genellikle sinirli olurlar.Kaygı bozuklukları da kişiyi sinirli yapar.Takıntılı,titiz,mükemmelitetçi kişiler çoğunlukla
sinirlidirler.Bunlar kılı kırk yaran,herşeye dikkat eden,en küçük hatayı gören insanlardır.Sabit fikirlidirler.Şüpheci insanlar sinirlidirler;her söz,bakıl ardında artniyet ararlar.Bu kişiler göre insan insanın kurdudur.Kardeşe,anaya-babaya bile güvenmek ahmaklıktır.Başkalarıyla fazla saf oldukları için alay ederler.Ayrıca duygularında aşırı ve hızlı iniş çıkış yaşayanlar,dengesiz kişiler asaibdirler.Sizi bir gün göklere çıkarır,ertesi gün yerin dibine batırırlar.Anti-sosyaller de yine şiddetli öfke patlamaları geçirirler.Küçük sebepler yüzünden yok yere cinayet işleyip sonra cezaevlerinde sürünenler genellikle de bunlardır.
Sinirlilik hali ruhsal kaynaklıysa tedaviyle ortadan kalkar,kişilik yapısından kaynaklananın geçmesi imkansız denecek kadar zordur.

Psikiyatrist Dr.Oğuz Tan

Posted in genç beyinden alıntılar | 1 Comment »